b

Bedahet

1 üye
Takip
BEDAHET DAVASI...
Allah Resûlünün Haktan getirdiği ve bildirdiği şeylerin hepsi, bütün halinde bedâhet ifade eder ve hiçbir delile muhtaç değildir. Allah'ın vûcüdu, birliği ve Peygamberlerinin doğruluğu, idrâk kuvvetinin mânevî marazlardan ve kötü illetlerden uzak olduğu nisbette bedâhete yaklaşır. Bedâhete yaklaştıkça da fikir ve delil kıymetten düşer, lüzumsuzlaşır. İdrâk kuvvetinde fikir, nazar, delil ve ispat, ancak illetin vücudu ve marazın tezahürü zamanında olabilir. Kalbdeki marazın ve gözdeki lekenin silinmesinden sonraysa, bedâhet ve açıklıktan başka hiçbir şey kalmaz. Meselâ safravî olan bir kimse için, bu illet zamanında, bazı nebatların tatlı olması, ancak delile muhtaç bir hâdisedir. Fakat illet geçince, hiç de böyle olmaz. Nitekim, biri iki gören bir şaşının hâli, mazeret ifade etmez mi? Anlaşılıyor ki, delil yoluyla gelen bir inanış hem çok zor, hem de büyük feyzden mahrum bir oluştur. Onun içindir ki, kemâlî imân mevzuunda kalbdeki marazın giderilmesi başlıca dâvadır.
Sayfa 164 - İMÂM-I RABBANÎ HAZRETLERİ, (Bedâhet), Büyük Doğu Yayınları
Bedahet
BEDAHET ve AKIL...
Bir şeyi bedâhetle bilir, akılla ararız. Bedâhet hissimiz olmasaydı akıl tek şey anlamazdı. Bedâhet öyle bir histir ki, akıl ona köle diye verilmiştir.
Sayfa 60 - VECDİMİN PENCERESİNDEN, (Bedahet), Büyük Doğu Yayınları
Bedahet
Reklam
BEDÂHET HİSSİ: KALBDE BİR NÛR...
Bedâhet hissi, Peygamberlik makamının aslî ve mutlak sahibinin buyurdukları gibi "kalbde bir nûr"dur ve izâhın üstünde bir şeydir.
Sayfa 60 - VECDİMİN PENCERESİNDEN, (Bedahet), Büyük Doğu Yayınları
Bedahet
BEDÂHET ANLAŞILMADIKÇA...
(...) Gören şeyin göz olmadığını, gözde Allah'ın nûru yuvalandığını ve her şeyin, Batı felsefesinin bile bugün yaklaştığı bedâhet duygusuna bağlı bulunduğunu anlamayanlara yazıklar olsun!.. Bedâhet anlaşılmadıkça hiç bir şey anlaşılamaz.
Sayfa 59 - VECDİMİN PENCERESİNDEN, (Bedahet), Büyük Doğu Yayınları
Bedahet
BEDÂHETLER ve İLLE DE AKIL!..
Allah Resûlü'nün saadet devrinde her şey bedâhet hâlindeydi ve bedâhet ölçüsüne bağlı... O devirde herkes bir nûr huzmesi içinde kendinden geçmiş ve teslim olmuştu. O devride hiç kimsede "kıyl u kaal"-fikir dedikodusu" ve akıl telâşı yoktu. Bütün bunlar sonradan geldi; nûr gölgelendi ve aklın zulmet arabası yağız atlarını sürmeye başladı. Aklı akılla yenecek ve ilerisine geçecek akıl Gazalî'ye kadar gelemedi. Peşinden aklı büsbütün iflâs ettirecek kadar donduran Şeyh-i Ekber'e karşılık, her şeyin hak ve keyfiyetini kıvamlayan ve bütün gerçekleri yerli yerine oturtan, ikinci binin yenileyicisi İmâm-ı Rabbanî ve yolundakiler. Derken, bu dâvânın ne büsbütün akılla, ne de büsbütün akılsız olabileceğinden gafil, günümüze kadar sızmış sağlı ve sollu mankafalar, kuru akılcı sözde Müslümanlar, sahte mütefekkirler, ahmâk reformcular ve başlarında Vahhabîlik kuluçkası İbn-i Teymiyye... İlle de akıl, ille de akıl!..
Sayfa 59 - VECDİMİN PENCERESİNDEN, (Bedahet), Büyük Doğu Yayınları
Bedahet
PEŞİN FİKİR ve BEDÂHET
(...) Ruh ve zamanı, tezahürlerinden ve "Bedahet: Delil ve ispata ihtiyacı olmayan bir peşin fikirle" idrâk ediyoruz... Neticede her şeyin "Lübbü: Özü, esası, yağı", her şeyde ona mahsus bir can ile görünen -Bir-, Allah'ın melekûtu ile...
Sayfa 360 - 361 XXII. VARLIK SEVİNCİ, İBDA Yayınları
Bedahet
Reklam