Bu yüzden:
- Bilmiyorum! Ne oğlun, ne de Peygamberi'nin nerede ve nasıl oldukları hakkında bir şey bilmiyorum.
Selma, oğlunun başından geçenleri anlatınca Ümmü Cemil:
- Haydi öyleyse Ebu Bekir'e gidelim; durumunu merak ettim, diyor.
Ümmü Cemil radıyallahü anha, büyük sahabiyi ağır hasta görünce:
- Allahü teâlâ, o azgınların yaptıklarını karşılıksız bırakmasın! Diye beddua etti...
Ebu Bekir radıyallahü anh, Hattab'ın kızının dediği ile belki de hiç alâkadar olmadı. O'nun aklı, fikri ve gönlü başka yerde; aşık olduğu insanda...
Ümmü Cemil'e sordu:
- Resulullah ne yapar; hali nicedir?
Reise gözlerini dikti. "Ulan kansız. benim gibi şerefiyle çalışan insandan asıl sen ne istiyorsun? Elalemi soyup soğana çevirdiğİn yetmedi mi pezevenk!"