Kitap tarım toplumundaki ulus ve ulusalcılık kavramıyla sanayi toplumundaki ulus ve ulusalcılık kavramını anlatmış..Kitabı okuduktan sonra biz hala tarım döneminde kalmışız diye düşündüm..Tarım toplumunda ulus ve ulusalcılık kavramı din ve kastlar yüzünden ulusların oluşmasını engelleyen bölünmeler olurmuş. Siyasal merkez ve kültür birbiriyle örtüşmezmiş.. "Ulusçuşuk, öncelikle siyasal birim ile ulusal birimin çakışmalarını öngören siyasal bir ilkedir...." "İnsanlar her zaman gruplar halinde yaşamışlardır.Bu gruplar da genellikle uzun ömürlü olmuştur.Bunun önemli bir nedeni insanların gruplarına karşı duyduğu bağlılık ve kendilerini bu gruplarla tanımladıkları gerçeğidir..."
Bir kaptan pilotun uçak kazalarıyla ilgili değerlendirmeleri. Benim için çok öğretici oldu. Geçmişten günümüze yaşanan kazaların sebebi ve sonrasında alınan tedbirlere değinmiş. Eskiden uçak kazaları tamamen teknik nedenler yüzünden olurmuş... Günümüzde ise daha çok insan faktörlerinin etken olduğunu görüyoruz. Uçak kazalarını araştıran insanların tespitleri doğrultusunda geliştirilen yeni metodlar ve sistemler sayesinde minimuma indirgenmiş. Umarım tekrarı yaşanmaz. Alınan dersler süreci denen birşey var ne kadar önemliymiş... Bir de CRM denilen ekip kaynak yönetiminin sadece havacılıkta değil tüm alanlarda çalışanlara aşılanması lazım...
Kitap çok eleştirel ve tamamen idrolojik bir düşünce üzerine değerlendirme ile yazılmış.. Söylenenlerin hepsine katılmam mümkün değil ama bazıları çok yerinde tespitler... "Milliyetçi eğitim sistemlerinde kollektif varlığa,yani millete mutlak biatı militarist bir mantık içinde önermekten başka bir şey söylememiştir.Semavi dinlerin klasik/geleneksel çözümü ise tek noktada takılıp kalmıştır. Çocuğu dindar kılmak ya da ahlaki bir kültürü,temeli din olan toplumsal düzende çeşitli terbiyevi usulleri yerleştirmek....EĞİTİMİN İLLA Kİ BİRŞEYİ MERKEZE ALMASI GEREKLİ Mİ?" Demiş yazar...Eğitimin birçok şeyi merkeze alması lazım tek merkez odaklı olunca yetişenler ortada...Ayrıca Milliyetçilik kavramının anlaşılması tarım toplumlarında ve sanayi toplumlarında farklı algılanırken, kapsayıcı bir sistem yerine sömürücü bir sistem varken;ne tür düşünce yada inanç sistemine sahip olduğu önemli değil..işin sonu hep aynı yere varacak gibi görünüyor... Üniversitelerin farklı düşünceye sahip akademisyenler tarafından elde tutulmasından ziyade gelen genç akademisyen adaylarına yapılan muameleye bakınca anlaşılıyor.. Sömürü düzeni...Uluslararası niteliği olmayan çok insan...Kitap yine de çok öğretici