Uluslar ve Ulusçuluk

Ernest Gellner
Tahmini Okuma Süresi:
7 sa. 27 dk.
Sayfa Sayısı:
263
Basım Tarihi:
2008
Yayınevi:
Hil Yayınları
ISBN:
9789757638551
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Tarihin İçinde Bir Kurgu: Ulus ve Ulusçuluk
Puan vermedi·263 syf.·
2025 12. kitabı
Ernest Gellner’in Uluslar ve Ulusçuluk adlı eseri, ulusçuluk kuramları içinde en çok tartışılan ve etkili olmuş yaklaşımlardan birini ortaya koyar. Gellner, bu eserinde ulusların kadim, doğal yapılar değil modern dönemin ürünü olan toplumsal inşalar olduğunu savunur. Gellner'e göre ulusçuluk, sanayi toplumunun ihtiyaçlarıyla ortaya çıkan bir ideolojidir. Kitap, ulus kavramını tarihsel olarak çözümlemeye çalışırken, özellikle modernleşme kuramı perspektifinden beslenir. Gellner, bu kitapta tarım toplumları ile sanayi toplumları arasındaki farklara odaklanır. Tarım toplumlarında yerel kültürlerin ve kimliklerin ön planda olduğunu, ancak sanayi toplumunun karmaşık ve bütünleşmiş yapısının tek bir ortak yüksek kültür talep ettiğini vurgular. Bu ortak kültürün oluşturulması süreci, eğitim sistemi ve iletişim araçları aracılığıyla devlet tarafından inşa edilir. İşte bu noktada ulusçuluk devreye girer. Devletin homojen bir ulusal kimlik yaratma çabası, aslında ekonomik ve yönetsel işlevlerin verimli yürütülmesine yönelik bir zorunluluktur. Gellner’e göre, “uluslar ulusçuluklardan önce gelir” düşüncesi yanlıştır; aksine, “ulusçuluk ulusları yaratır.” Sonuç olarak Gellner, ulusçuluğun modern toplumlar açısından kaçınılmaz değil ama yaygın ve işlevsel bir olgu olduğunu belirtir. Ulusçuluğun ortaya çıkışı belirli tarihsel ve yapısal koşullara bağlıdır. Bu yönüyle evrensel ya da zamansız bir gerçeklik değildir. Ancak modernleşme sürecine giren toplumların çoğunda, ulusçuluk güçlü bir şekilde etkili olur. Gellner’in yaklaşımı, ulusçuluğun kültürel değil, sosyo-ekonomik temeller üzerine kurulu olduğunu ileri sürmesi bakımından sosyolojik ve tarihsel materyalist yorumlara yaklaşır, ancak kültürün rolünü tamamen reddetmeden daha yapısal bir analiz önerir.
Uluslar ve UlusçulukErnest Gellner · Hil Yayınları · 200874 okunma
Puan vermedi·263 syf.··
Beğendi
·
2021 8. kitabı
Gellner milliyetçilik üzerine yazan meşhur 5 yahudi tarihçiden biridir, dili biraz ağırdır, akıcı değildir. Soyutlamalar ve felsefi üslup hakimdir. Öncesinde Hobsbawm ve Anderson olunmalıdır. Gellner'in çalışması milliyetçiliğin tarihinden çok, fikrin kendisine yönelik derin analizleri içerir. Eserde mekan zaman atıfları çok değildir, metin uzay boşluğunda hissi uyandırıyor insanda bu bağlamda Gellner, görüşleri bir yana milliyetçilik konusunda yazmış en objektif yazarlardan biridir.
Uluslar ve UlusçulukErnest Gellner · Hil Yayınları · 200874 okunma
Ernest Gellner/ Uluslar ve Ulusçuluk
9/10
·263 syf.··
2025 48. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Temmuz 2025 11:05
Milliyetçiliği–ya da Ernest Gellner'in belirttiği gibi "ulusçuluk"- sanayi devrimi ile bağlantı kurarak insanların artık şehirde sınıf farketmeksizin bir araya yaşamaya başlamasından ötürü doğan çeşitlilik sebebiyle devletlerin yapay olarak oluşturduğunu(meydana getirdiğini) savunan, toplumu zengin-fakir, aristokrat-köylü ayırtetmeden tek çatı altında toplama politikası olarak gören bir kitaptır
1000Kitap
Uluslar ve UlusçulukErnest Gellner · Hil Yayınları · 200874 okunma
Uluslar ve Ulusçuluk - Ernest Gellner
Puan vermedi·263 syf.··
2022 17. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2022 10:50
Milliyetçilik okumalarına kaldığımız yerden devam ediyoruz. Önce yazarı tanıyalım: Ernest Gellner 1925'te Prag'da doğdu. 1939'da ailesiyle birlikte Londra'ya taşındı. Oxford Balliol Koleji'ndeki felsefe öğrenimi gördü. 1947'de Edinburgh Üniversitesinde aynı dalda akademik kariyerine başladı. 1949'da Londra İktisat Okulu Sosyoloji Bölümü'ne geçti. Buradaki dil felsefesi çalışmalarının ardından, sosyal antropoloji alanında doktora yaptı. 1984'te Cambridge Üniversitesi Antropoloji Bölümü başkanlığına getirilen Gellner, kariyerini doğduğu şehir Prag'da, Orta Avrupa Üniversitesi'ne bağlı Milliyetçilik Çalışmaları Merkezi'nin başkanı olarak tamamladı. Bu kitaptaki ana hipotezleri/önermelerini, çeşitli kaynaklardan alıntılar şeklinde okurlar için derleyip topladım: "...Gellner, ulusların ve ulusçuluğun doğal olmadığını çünkü bunların insanlık durumunun kalıcı öellikleri olmadığını, sanayileşme ile ortaya çıktıklarını ısrarla belirtiyor. Keyfi, yani rastlantısal ya da önü alınabilecek olgular da değildirler; sanayileşme ile yakın hatta zorunlu bir bağlantıları vardır. Kimlik, bunun yerine, sanayi toplumunda yeni işlevler edinen kültürde temellenir. Mesleki değişim ve hareketlilik, insanların, bir ömür boyu devam edecek ve bir kimlik sağlayacak (papaz, esnaf, asil, köylü, kral) tek bir meslek ve konum için hazırlanmasını değil, sanayi toplumunda roller arasında hareket edebilecek becerilerle donanmasını gerektirir. Okuryazarlık, hem özgül rollerden kurtulmak hem de bağlamdan bağımsız iletişime girmek için hayatidir. Kitlesel okur yazarlık, standartlaşmış bir yazı dilinde olmalıdır ve doğrudan üstlenmese bile, sadece devletin üstesinden geleceği bir kitlesel eğitim sayesinde gerçekleştirilir. Devletle bütünleşmiş yazılı anadile dayanan standart bir kültüre erişme yolunda
Siyaset
Uluslar ve UlusçulukErnest Gellner · Hil Yayınları · 200874 okunma
9/10
·263 syf.··
2024 219. kitabı
Kitap tarım toplumundaki ulus ve ulusalcılık kavramıyla sanayi toplumundaki ulus ve ulusalcılık kavramını anlatmış..Kitabı okuduktan sonra biz hala tarım döneminde kalmışız diye düşündüm..Tarım toplumunda ulus ve ulusalcılık kavramı din ve kastlar yüzünden ulusların oluşmasını engelleyen bölünmeler olurmuş. Siyasal merkez ve kültür birbiriyle örtüşmezmiş.. "Ulusçuşuk, öncelikle siyasal birim ile ulusal birimin çakışmalarını öngören siyasal bir ilkedir...." "İnsanlar her zaman gruplar halinde yaşamışlardır.Bu gruplar da genellikle uzun ömürlü olmuştur.Bunun önemli bir nedeni insanların gruplarına karşı duyduğu bağlılık ve kendilerini bu gruplarla tanımladıkları gerçeğidir..."
Bilimsel Araştırma
Uluslar ve UlusçulukErnest Gellner · Hil Yayınları · 200874 okunma
6/10
·263 syf.··
2023 36. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Ekim 2023 16:58
Milliyetçilik literatürünün modern klasiklerinden ve çokça atıf/eleştiri alan bir başucu kitabı bu. Gellner, milliyetçiliği sanayileşmenin ürünü ve buna dönük yeni ortak kültür inşasının bir çıktısı olarak görüyor. Kitaba dair kaydadeğer bir değerlendirme yazısı da şuracıkta: dergipark.org.tr/en/download/art...
1000Kitap
Uluslar ve UlusçulukErnest Gellner · Hil Yayınları · 200874 okunma

Yazar Hakkında

Ernest GellnerYazar · 5 kitap
Eğitim: Müslüman toplum modeli üzerinde çalışmalar yapan Avrupalı sosyal bilimci. Paris’te Çek yahudisi bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Çocukluk yıllarını Prag’da geçirdi. 1939’da ailesiyle birlikte İngiltere’ye göç etti. Oxford Üniversitesi’nde ve London School of Economics’te sosyal antropoloji öğrenimi gördü. Felsefe, siyaset bilimi, sosyal teori ve sosyolojiyi de içine alan geniş bir alanda akademik çalışmalarda bulundu. 1962 yılından itibaren London School of Economics’te felsefe ve 1984’ten itibaren Cambridge Üniversitesi’nde sosyal antropoloji profesörü olarak görev yaptı. 1993’te Prag’daki Central European University’ye bağlı Center for the Study of Nationalism’e direktör tayin edildi. 5 Kasım 1995’te Prag’da öldü. XX. yüzyılın en etkili entelektüellerinden biri olan Gellner’ın akademik çalışmalarının önemli bir bölümünü İslâm ve müslüman toplumların sosyolojisi üzerine yaptığı araştırmalar oluşturmaktadır. Kuzey Afrika Müslümanlığı ile ilgili olan doktora tezi Saints of the Atlas adıyla yayımlanmıştır (bk. bibl.). Türkiye, Fas, Cezayir, Tunus, Mısır ve Kazakistan başta olmak üzere çeşitli müslüman ülkeleri ziyaret eden ve buralarda konferanslar veren Gellner, İslâm ve müslüman toplumlar üzerine kaleme aldığı iki önemli kitabın yanı sıra otuzun üzerinde makale yazmıştır. Gellner’ın İslâm’la ilgili en önemli çalışması Muslim Society adlı eserinin esasını teşkil eden “Flux and Reflux in the Faith of Men” başlıklı denemesidir. Büyük ölçüde İbn Haldûn, David Hume, Max Weber ve Marshall G. S. Hodgson gibi müelliflerin çalışmalarına dayanan bu eserde bütün geçmiş ve mevcut müslüman toplumlar hakkında genel bir yorumu hedef alan bir müslüman toplum modelini ortaya koymaktadır. Gellner, İbn Haldûn’un tezinden hareketle kendi din anlayışlarına sahip olan şehir ve kabile yapıları arasında bir diyalektik bulunduğunu söylemiş, İslâm’ın merkezî özelliğinin şehirli “yüksek/havas İslâm’ı” ile kırsal “halk/avam İslâm’ı” arasındaki ayırım olduğunu ileri sürmüştür. Ona göre bu iki İslâm biçimi sabit ve keskin sınırlara sahip olmasa da yine birbirinden farklı gelenekleri yansıtmaktadır. Kaynak: islamansiklopedisi.org.tr/gellner-ernest