Eğitim:
Müslüman toplum modeli üzerinde çalışmalar yapan Avrupalı sosyal bilimci.
Paris’te Çek yahudisi bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Çocukluk yıllarını Prag’da geçirdi. 1939’da ailesiyle birlikte İngiltere’ye göç etti. Oxford Üniversitesi’nde ve London School of Economics’te sosyal antropoloji öğrenimi gördü. Felsefe, siyaset bilimi, sosyal teori ve sosyolojiyi de içine alan geniş bir alanda akademik çalışmalarda bulundu. 1962 yılından itibaren London School of Economics’te felsefe ve 1984’ten itibaren Cambridge Üniversitesi’nde sosyal antropoloji profesörü olarak görev yaptı. 1993’te Prag’daki Central European University’ye bağlı Center for the Study of Nationalism’e direktör tayin edildi. 5 Kasım 1995’te Prag’da öldü.
XX. yüzyılın en etkili entelektüellerinden biri olan Gellner’ın akademik çalışmalarının önemli bir bölümünü İslâm ve müslüman toplumların sosyolojisi üzerine yaptığı araştırmalar oluşturmaktadır. Kuzey Afrika Müslümanlığı ile ilgili olan doktora tezi Saints of the Atlas adıyla yayımlanmıştır (bk. bibl.). Türkiye, Fas, Cezayir, Tunus, Mısır ve Kazakistan başta olmak üzere çeşitli müslüman ülkeleri ziyaret eden ve buralarda konferanslar veren Gellner, İslâm ve müslüman toplumlar üzerine kaleme aldığı iki önemli kitabın yanı sıra otuzun üzerinde makale yazmıştır. Gellner’ın İslâm’la ilgili en önemli çalışması Muslim Society adlı eserinin esasını teşkil eden “Flux and Reflux in the Faith of Men” başlıklı denemesidir. Büyük ölçüde İbn Haldûn, David Hume, Max Weber ve Marshall G. S. Hodgson gibi müelliflerin çalışmalarına dayanan bu eserde bütün geçmiş ve mevcut müslüman toplumlar hakkında genel bir yorumu hedef alan bir müslüman toplum modelini ortaya koymaktadır. Gellner, İbn Haldûn’un tezinden hareketle kendi din anlayışlarına sahip olan şehir ve kabile yapıları arasında bir diyalektik bulunduğunu söylemiş, İslâm’ın merkezî özelliğinin şehirli “yüksek/havas İslâm’ı” ile kırsal “halk/avam İslâm’ı” arasındaki ayırım olduğunu ileri sürmüştür. Ona göre bu iki İslâm biçimi sabit ve keskin sınırlara sahip olmasa da yine birbirinden farklı gelenekleri yansıtmaktadır.
Kaynak: islamansiklopedisi.org.tr/gellner-ernest
Milliyetçilik, adı konmamış, muğlak Angst (kaygı - e.n.) gibi biçimsiz bir his değildir. Objesi genelde, belirli insan kategorilerine duyulan sevgi ve diğerlerine karşı duyulan tiksinti olarak, oldukça keskin bir şekilde tanımlanır. Duygunun yöneleceği objenin belirlenmesini sağlayan bilişsel unsur hiçbir şekilde ‘çaptan düşmez,’ duyguya yayılır, onun bir parçası olur ve ideolojik çekirdeğini oluşturur. Kendinizi milli histerinin ele geçirdiği bir kitle içinde yanlış bir yüz, renk veya aksanla bulacak olursanız Tanrı yardımcınız olsun.