Dün AVM’de yan yana duran iki sahneye şahit oldum…
Starbucks’ın içinde insanlar kahvelerini içip sohbet ediyordu. Hemen önünde ise Gazze için yapılan boykot vardı. Ellerinde Filistin bayrakları olan insanlar, yerde sergilenen kanlı bebek temsilleriyle yaşanan acıyı anlatmaya çalışıyordu.
En çok da şu çarptı beni: Bu kadar yakında olmasına rağmen, içeride oturanların çoğu olan biteni umursamıyor,kahvelerini içmeye devam ediyordu. Sanki iki dünya birbirine hiç değmiyormuş gibiydi.
Arada sadece birkaç adım vardı… Ama aslında koskoca bir fark vardı.
Bir tarafta gündelik hayatın akışı, diğer tarafta görmezden gelinmemesi için verilen bir mücadele.
Bu boykot bir öfke değil, bir çağrıydı.
“Bakın, görün, hissedin” diyen bir çağrı…
Ve insan ister istemez şunu soruyor:
Bu kadar yakındayken bile, gerçekten görmemek mümkün mü?