Bu kitabı okumaya karar verdiyseniz doğru bir karar verdiğinizi söylemek isterim öncelikle. Kitap hakkında daha önce araştırma da yaptıysanız eğer Arthur C. Clarke'ın "Yüzüklerin Efendisi dışında bu kitapla kıyaslanacak başka bir kitap yok." sözünü de duymuşsunuzdur. Okuduktan sonra hak vereceksiniz çünkü ben hangisinin daha iyi olduğuna karar veremediğimden ikisini de birinci sıraya koydum. Hatta ne diyeceğim bu incelemeyi okumaya bile gerek yok, hemen başlayın çünkü vakit kaybetmenizi istemem. Yanınızdaysa kitabınız alın elinize okumaya başlayın değilse de hemen alın, bulun bi yerden okuyun. O sizin bileceğiniz iş. DUNE okumadığınız her an ne için böyle dediğimi ve ne kaçırdığınızı anlamayacaksınız. İthaki Yayınları bile Bilim Kurgu Klasikleri Dizisi adlı dizisine Dune ile başlamaya karar vermiş. Hala konu hakkında bilgi sahibi olmak istiyorsanız da devam edelim bakalım.
Dune, içinde müthiş bir su kıtlığı yaşanan, her tarafı çöl, son derece kurak bir gezegen. Öyle ki Dune gezegeninde asla yağmur yağmıyor, hiçbir dere ya da su birikintisi yok. Yerli halkın damıtıcı giysi adını verdikleri bir kıyafet sayesinde kendi vücut sularını içiyorlar. Dune'da su ilk planda iken ikinci hayati öneme sahip olan bir de baharat var. Uğruna savaşlar çıkan bu baharatın uyuşturucu özelliği olmasının yanı sıra ayrıca bağımlılık yapıyor. Anladığınız üzere bu gezegende hayat çok mu çok zor. Derken bir gün baş kahramanımız Paul Atreides, babasının imparator tarafından Dune'u yönetmesi üzerine atanması ile bu gezegene gelir. Yerli halk olan Fremenler Paul'u kurtarıcıları olarak görür. Çünkü Fremenlerin inancına göre bir Bene Gesserit'in oğlu Dune halkını kurtaracaktır. Zira Paul'un annesi Bene Gesserit'tir. Zaman geçer, kitapta müthiş olaylar olur ve Paul, Dune gezegenini bir