28 Mayıs 1986 Edip Cansever'in ölüm yıldönümü.
Tomris Uyar yazmış
Bütün yazarlar, yüzü olmayan bir okur kitlesine seslendiklerini bilirler, yine de çogu zaman özel bir yüz için yazarlar; onun vereceği tepkidir önemli olan. Bir öykü mü yazdım, hemen Edip Cansever'i arardım, onunla paylaşmak isterdim öykümü. Edip bir şiir mi yazdı, ne güzel, "Öğleüstü, Pasaj da buluşup kutlamaya ne dersin?" Birbirimizi pohpohlamaya dayalı eleştiriler değildi eleştirilerimiz ama benzer kanallarda ses aradığımızdan ortaya çıkan yeni yapıtın başarısı, bir mutluluk kaynağı oluyordu. (Bu mutluluğu kaç kişi paylaşıyor acaba?) Edip Cansever'e bu mutluluğu, sonra da bu mutsuzluğu borçluyum iste. Geçenlerde, uzun bir süre sonra yazı masasının başına öykü yazmak içib oturduğumda, "Mutlaka haber vermeliyim, çok sevinir," deyip telefona sarıldığımda, birdenbire yaşadığım mutsuzluğu, bir yıldır atlatamadığım çöküntüyü. Sevgililik ya da aşk duygusu zamanla yara alabiliyor, örselenebiliyor, bitebiliyor. Bitmeyen tek aşkın, gerçek ve lirik bir dostluk oldugunu Edip Cansever öğretti bana. Her doğum günümde, tek kopya olarak yazılmış, istersem yayımlatabileceğim izniyle armağan edilmiş şiirleriyle bana yaşamımda ve yazımda esin kaynağı oldu. Tek ihaneti, ölmesiydi.