Empresyonistler bütün sanat tarihinin en radikal, isyankar, engel-yıkan, çağ-değiştiren sanatçılar grubuydu. Sanatsal içgörüle- rini azimle takip edebilmek için kişisel güçlüklere ve mesleki aşağılanmalara göğüs germişlerdi. Bugün modern sanat dediğimiz küresel devrimi kışkırı- madan önce sanatın hakim kurallarını yırtıp atmışlar, metaforik olarak pan- tolonlarını indirmiş ve egemen çevrelere arkalarını dönüp popolarını salla- mışlardı. Yirminci yüzyılın pek çok sanat hareketi, 1990'ların Brit Art'ı dahil olmak üzere, bozguncu ve anarşizan olarak nitelendirildi, ama gerçekte bu özelliklere sahip olmaktan bir hayli uzaktılar. On dokuzuncu yüzyılın say- gın-görünümlü empresyonist ressamlarıysa gerçek kanun kaçaklarıydı: On- lar gerçekten bozguncu ve anarşizandılar.
Önceden böyle olmayı kararlaştırdıkları için değil, ancak başka çareleri olmadığı için. 1860'lar ve 70'lerde Paris civarlarında resim yapmanın orijinal ve merak uyandıran bir yolunu geliştirmiş ancak derken sanatsal başarıya giden yollarının sanatın baskıcı egemen çevrelerince kesilmesine tanıklık et- miş bir grup sanatçıydılar. Ne yapsalardı yani? Vaz mı geçselerdi? Belki, eğer başka bir yerde veya başka bir zamanda yaşasalardı vazgeçebilirlerdi. Ancak isyan ruhunun şehrin sakinlerinin ruhlarını ateşlemeye devam ettiği devrim sonrasının Paris'inde değil.
Paris'teki tüm-güçlü ve boğucu biçimde bürokratik Académie des Bea- ux Arts (Akademi) ile ters düştüklerinde başladı problem empresyonistler
için. Akademi sanatçıların mitolojiye, dinsel ikonografiye, tarihe veya kla- sik antikiteye konusunu idealize eden bir üslupla yaklaşan işler yapmalarını bekliyordu. Böylesi sahtelikler bu hırslı, genç ressamlar grubunun ilgisini çekmiyordu.
Stüdyolarını terk etmek ve dışarı çıkıp etraflarındaki modern hayatı belgelemek istiyorlardı. Kendi başına cesur bir hamleydi. Sanatçılar öylesine dolaşmaya çıkıp piknik yapan, içki içen veya yürüyen sıradan in- sanlar gibi "aşağı" konuları resmetmezlerdi: Bu yapılan bir şey değildi. Steven Spielberg'ün düğün videoları çekme işine girmesi gibi bir şeydi bu. Sanatçılar stüdyolarında kalmalı, kuvvetli manzara resimleri veya geçmişe kulak veren destansı insan formları üretmeliydiler. Büyük ve iyi kişiler güzelim evlerinin duvarlarında ve şehir müzelerinde bu tür işler görmeyi talep ediyorlardı ve talep ettiklerini de alıyorlardı. Tabii, ta ki empresyonistler gelene dek.