Kitaba dört ay önce başladım. Belki de okurken zorlandığım tek kitaptı. Ben satırlardan kaçarken bu satırlara konu olan yaşantılar vardı. Benim okumaktan kaçtığım şeyi onlar yaşadılar. O duygudan nasıl kurtuldular ya da kurtulabildiler mi bilmiyorum. Hayat güzel, sevmek sonsuz olmalıyken zihniyeti bozuk, ailesi tarafından yetiştirilmemiş, geliştirilmemiş ya da korunmamış insanlar tarafından zehir oluyor maalesef. Kitabı okurken her sayfasında "yok artık, daha ne olabilir ki" dedim ve her sayfada daha kötü, daha kan donduracak vakalar okudum. Bu kitabı hem merak ettim hem kitap okumaktan uzaklaştım. Gerçekler acı geldi ne de olsa... Bu kitap Büşra Sanay'ın araştırma ve gerekli kişiler ile röpartajından oluşuyor. Soru cevap şeklinde ilerliyor. Ensest nedir, vakalar karşında adli tıp, hukuk ne yaptı bunlardan bahsediyor. Bazı konularda çok bilgisiziz, mesela iyi bir çocuk nasıl yetiştirilir? Bu soruyu her gün sorsa her ebeveyn kendine hastalıklı - hastalıklıdan kastım ruhu hasta - bireyler yetiştirmeyiz. Üç beş yaşındaki çocuk babası tarafından seviliyorum zannediyor kendini lakin düpedüz cinsel istismara uğruyor. Bunu kanıtlamak için ise o çocuk defalarca o anı yaşayacak sorulara maruz kalıyor. Bu olayın altında kalmamak için direnirken o olayı defalarca hatırlıyor çocuk ya da toplum tarafından dışlanmamak adına aile içinde konu kapanıyor, kapandığı düşünülse de kapanmıyor. O yara kabuk tutmuyor ve büyümeye devam ediyor. Ateş ile barutun yan yana gelmesi meselesi bu adeta. İnsana zararı en çok güvendiği, yakın bildiği insan veriyormuş. Ensest vakaları en çok kuzen, amca - dayı ve baba tarafından uygulanıyormuş. Kız çocukları istismara daha çok maruz kalıyormuş, erkekler istismara uğramıyor diye düşünmeyin onlar da uğruyor maalesef. Hatta bir vaka vardı kitapta, ağabey
Hasas içerikli bir kitap bu yüzden herkese önermiyorum. Ama okuyunca en soğukkanlı insanı bile dehşete sokuyor.. Ensest içerikli bir kitap... malesef. Umarım farkındalık yaratır.
PEKİ İNSANLIK BU MUYDU ? AYNI ANNEDEN DOĞMUŞ, AYNI EKMEKTEN YEMİŞ , AYNI SOKAKTA DÜŞÜP AYAĞA KALMIŞLARDI . AMA O GÜN ORADA FERİT SANKİ HİÇ GÜLDÜNYA’NIN KARDEŞİ OLMAMIŞ GİBİYDİ..
"Örtülü, saklı bir konu. Yargıya intikal etmiş kısmı da buzdağının
görünen kısmı. Gerisinde daha büyük kütleler var. Ruh sağlığı bozulmuş mudur meselesi var. Bu vakalar aileler tarafından hasıraltı ediliyor. Ruh sağlığı tabii ki bozuk ama tedavi arayışı yok, destek yok herkes örtbas etmeye çalışıyor. Eğer yargı sürecinde hakim ruh sağlığının bozulup bozulmadığına ilişkin görüş istemek için onu bize gönderirse tedavi için bir fırsat olacak önünde"
Dr. Esin, Sosyal Hizmetler'in yeterli olmadığını ama geliştirilmesi için hükümetten umudu olmadığını da belirtiyor. "Çünkü küçücük çocuğun, bu tecavüzde rızası var mıydı yok muydu diye tartışan bir meclisten bahsediyoruz. Rıza bulup 12 yaşından büyük
çocukların tecavüzcüyle evlendirilmesini yasalaştırmaya çalışan
bir TBMM bu. Dediğim gibi 'helal tecavüz' derdindeler"