Marquis de Sade (1740-1814), Avrupa monarşisinin ve aristokrasisinin ahlâkî çürümesini 18. ve erken 19. yüzyılda en uç, en rahatsız edici biçimde teşhir eden yazarlardan biridir. Onu sadece “pornografik” ya da “skandal yazar” diye okumak büyük bir indirgeme olur. Sade esasen iktidar, sınıf ve ahlak arasındaki ikiyüzlü ilişkiyi hedef alır.
Sade bilinçli olarak ölçüyü aşar. Çünkü:
Ilımlı eleştirinin sistem tarafından soğurulacağını düşünür.
Skandal üretmeyen eleştiri, görünmez olur.
Bu yüzden:
Aşırı şiddet
Aşırı cinsellik
Aşırı küfür
kullanır.
Amaç haz vermek değil, okuru tiksindirerek uyandırmaktır.
Bir anlamda Sade’ın edebiyatı bir “ahlak bombasıdır”.
Sade’ın metinlerinde zalimler, işkenceciler, tecavüzcüler ve sömürücüler neredeyse istisnasız biçimde:
Dükler
Kontlar
Piskoposlar
Yargıçlar
Zengin bankerler
gibi iktidar sahipleridir.
Bu bilinçli bir tercihtir. Sade şunu söyler:
Ahlak vaaz edenler en büyük ahlaksızlardır.
Hukuku yönetenler en büyük suçlulardır.
Örneğin Sodom’un 120 Günü’nde dört ana figürün tamamı devletin ve kilisenin tepesinden gelir. Bu, doğrudan doğruya ancien régime’e (eski rejim) yöneltilmiş bir politik alegoridir.
Sade’a göre monarşik düzen, yalnızca halkı sömürmez; suçu da kurumsallaştırır.
Sade’ın asıl korkutucu fikri şudur:
İnsan iktidar sahibi olduğunda zalimleşmez;
iktidar, zaten zalim olanları yukarı taşır.
Bu nedenle onun dünyasında:
Güç = başkasının bedenine tasarruf hakkı
Hukuk = güçlülerin şiddetine kılıf
Din = suçun meşrulaştırma aracıdır