İnsanlar ün karşısında eğilirler sadece. İçlerinde herhangi bir atış bölümüne kumanda etmemiş ikinci bir Napolyon, ya da Moskova Telgraf'ta tek satır yayınlamamış ikinci bir Descartes bulunabileceğini kabul etmezler. Bizdeki bu ün tapınıcılığının nedeni, bencilliğimizdir belki de. Ün karşısında eğilmekle, biz de ona bir katkıda bulunmuş oluruz çünkü.
Kazanmak için çıktım bir cananı bin canda
Bin canda çıkmadı, bir canan bu cihanda
Yüreğim, izin vermedi aklıma hoş geleni
Aklım ise mantıksız dedi yüreğimi seveni
Ne, belkiler savaştı ne de , keşkeler barıştı
Bittik biz buraya kadar diyen, bir sona varıştı
Her kazanışın sonu , bir kaybedişe karıştı
Öyle bir vaka ki tabipler bile umutsuzlaştı
Derdi denize döktüm deniz gökyüzüne sattı
Yağmur oldu yağdı oda toprağa karıştı
Kalbim vuslatla barıştı,ırak eyledi vatanı
Aramadı yollarda bulunmak için can atanı
Bu gün fark ettim de aslında bunca yorgunluk , para pul zenginlik uğruna değilmiş, mutlu olmak için çabalıyormuş insan. Mutlu olup mutlu etmek içinmiş meğer , tabi bunu inkar edenler de olduğunu da göze alarak ufakta olsa yüreklere dokunmakmış amaç neyse geç farketmedim diye umut ediyorum.