.
Dahası, akla dayalı bir anlamlı kılma çabasından oluşan bilim ya da felsefede sunulan açıklama genel ya da evrensel bir açıklama olmak durumundadır.
.
Sayfa 23 - SAY YAYINLARI, 10. Baskı, 2024·Kitabı okuyor
Muhakemeye, düşünmeye girişen her insan, görevlerini öğrenmekten, insanlar arasındaki ilişkileri keşfetmekten, kendi yaratılışını düşünmekten, ihtiyaçlarını, eğilimlerini, arzulannı belirlemekten ve seçmekten ve kendi mutluluğu için gerekli olan kimselere borçlu olduğunu gönnekten kendini alıkoyamaz. Bu düşünce, topluluk halinde yaşayan bireyleri, kendileri için en esaslı ahlak bilincine doğal olarak eriştirir.
Spinoza bize ebedi saadete gidenbir yol vaat eder; doğamızı Doğa'yla uyumlu hale getirmeyi ve kendimizi -akıl sayesinde- kozmik (evrensel) senfoniye göre akort etmeyi başardığımızda en saf sevince ulaşacağımızı söyler.
Bu anlayış Albert Einstein'ı son derece etkilemişti. Kendisine çok sık sorulan Tanrı'ya inanıp inanmadığı sorusuna hep aynı cevabı verirdi: "Spinoza'nın Tanrı'sına, var olan her şeyin ahenginde kendini gösteren Tanrı'ya, inanıyorum. Ama insanların kaderi ve davranışlarıyla ilgilenecek olan bir Tanrı'ya, hayır."
Aynı ağaçta, bir-biçim (uniform) koşullarda, binlerce gözden biri birdenbire yeni bir ıra kazandığına göre; ve farklı koşullarda yetişen başka başka ağaçlardaki gözler bazen aşağı yukarı aynı çeşidi (variety) –örneğin şeftali ağaçlarında tüysüz şeftali veren gözler ve alışılmış güllerde yosun-gülleri (moss-rose) veren gözler– türettiğine göre, değişimin özel bir biçimini belirlemede koşulların doğasının organizmanın doğasından daha az önemli olduğunu görüyoruz demektir; –koşulların doğası, belki de, alevin doğasını belirlemede, yanıcı bir madde yığınını tutuşturan bir kıvılcımınkinden daha önemli değildir.