"64. Müjde, dünya hayatında ve ahirette onlarındır. Allah'ın sözleri için değişiklik yoktur. İşte büyük 'kurtuluş ve mutluluk' budur. 65. Onların sözleri seni üzmesin. Şüphesiz 'izzet ve gücün tümü Allah'ındır. O, işitendir, bilendir. 66. Haberiniz olsun; şüphesiz göklerde kim var, yerde kim var tümü Allah'ındır. Allah'tan başkasına tapanlar bile, şirk koştukları varlıklara ve güçlere (gerçekte) uymazlar. Onlar yalnızca bir zanna uyarlar ve onlar ancak zan ve tahminde bulunarak yalan söylemektedirler. 67. O, dinlenmeniz için geceyi, gündüzü de aydınlatıcı (mubsir) olarak sizin için yaratmıştır. Şüphesiz işitebilen bir topluluk için bunda gerçekten ayetler vardır.
(Açıklama: Bu çok önemli bir konunun kısaca anlatılmasıdır ve ayrıntılı bir açıklama gerektirir. Kur'an birkaç kelimeyle şunu bildirmiştir ki, vahyedilmiş olanın dışındaki tüm dinler batıldır. Çünkü kainatın menşei, mebdei, sebebinin yalnızca felsefi akılla araştırılması üzerine temellenmektedirler. Felsefi araştırma ise, zann üzerine temellenir ve tabiatı gereği Hakikat'a ulaşmaya güç yetiremez. Hakikata ulaşmanın doğru yolu Rasullerin getirdiği vahyin anlaşılmasından geçer. Hakikatı keşfetmenin tek yolu budur: Aksi takdirde, yanlış yollar izleyen kimse daima yanlış sonuçlara ulaşacaktır. Şimdi çeşitli kesimlerden insanların bu bilgiye ulaşmak için izledikleri yolları gözden geçirelim:
Müşrikler, araştırmalarını bütünüyle ve yalnızca hurafe üzerinde temellendirirler.
Münzevi ve zahidler bu bilgiye müşahede ve tefekkürle ulaşacaklarını ve gerçeği sırları aralamak suretiyle görebileceklerini iddia ederler. Fakat aslında gerçeği göremezler; gördükleri sadece muhayyilelerinin bir marifetidir (oyunudur). Onlar zihni bir hayali tasavvur edip, sonra onun üzerinde zihinlerini