f

Fikriyat

1 üye · 8 yeni gönderi
Takip
DİN YORGUNLUĞU... (Marjinalleşmesi)
(...) Din yorgunluğunun birçok farklı tarifi var elbette ama kısaca şöyle çerçeveleyebiliriz kanaatindeyim: Dini daima tartışmalar üzerinden gündem eden, hayatında dinin yerinin tartışılacak dinî konu oranınca belirleyen kimselerin ve ayrıca, dinin ancak gerçekliğe topyekûn sırt dönerek yaşanabileceğini ihsas edenlerin toplumda oluşturduğu zihnî, psikolojik ve fiilî tükenmişlik sendromudur. Kürsülerden ve sosyal mecralardan, maalesef ki toplumdaki din yorgunluğuna hizmet eden çünkü din istismarından nemalanan pek çok kişi bulunmakta. Söz konusu ahval ise dinin aslî mesajının insanlara sağlıklı bir yolla ulaşmasını engellemekte, onun huzur ve rahatlık sunan çehresinin yahud gerçekliğe muvafık ölçülerinin fark edilmesini önlemektedir. Dolayısıyla dinin istismarla, tartışmalarla ve gerçeklikten kopukluklarla bezeli arzı onun eksere yansıyan ana vitrini hâline geliyor ve din giderek daha küçük bir kesimin kendisini huzurla teslim ettiği bir adrese dönüşüyor. Yâni din marjinalleşmesi yaşanıyor. -Melikşah SezenMelikşah Sezen, "DİNİN ASLI", istanbulfikriyati.com, 7 Haziran 2026-
Fikriyat
ÂNIN FIKHI-ANLAYIŞI...
(...) Zaman, keşf-i kadimden ilham alıp, bu ilhamı ânın hususiyetlerini idrak ederek onun içine nakşedebilenlerin muvaffak olduğu bir akıştır. Din idrâkı tam da bu muvazene üzerinde durduğu müddetçe müstakim ve müferrih bir kıvam kazanabilir. Nitekim tarihte daima öyle olmuştur. Zira tarihin her safhası kendine özgü keyfiyetlerle mukayyettir. Bir vakit, başka bir vakte benzeşebilir ama asla onun birebir aynı olmaz, olamaz. Bir hâdise başka bir hâdiseye ışık tutabilir ama zaman nehrinde yol alırken artık o ışığa bakılan pencere asla aynı kalamaz. Her hâdisenin ve her hâlin penceresi, ânın fıkhına/anlayışına rabtolmuştur. -Melikşah SezenMelikşah Sezen, "DİNİN ASLI", istanbulfikriyati.com, 7 Haziran 2026-
Fikriyat
Reklam
YENİLİKLER ve ZITLIKLAR ARASINDA AKAN HAYAT...
(...) Cenâb-ı Hak “her ân yeni bir yaratmada”, hayat da her dem yenilikler ve zıtlıklar içinde akmaktadır. Yaşamı ânın penceresinden değil de tarihteki pencerelerden temaşada ısrar edenler, baktıkları yerde asla şimdiyi göremezler. Fakat şimdiyi görmek yalnızca ânın penceresine odaklanıp asla ve usûle yâni evvelki pencerelere vâkıf olmayanlar da nereye ve nasıl bakmaları gerektiğinden bîhaber oldukları için şimdiyi görseler dahi onu imâr ve inşâ edemez ancak ona tâbi oluverirler. Bu ise; algı ile yaşam arasında kapanmaz bir makas, dinmez bir yorgunluk, istismara açık bir arayış ve marjinalleşmeye mecbur bir icraat dünyası demektir. -Melikşah SezenMelikşah Sezen, "DİNİN ASLI", istanbulfikriyati.com, 7 Haziran 2026-
Fikriyat
DİN MARJİNALLEŞMESİ...
(...) Din marjinalleşmesi kısaca, din yorgunluğu ve din istismarı dalgalarının abandone ettiği bir kesimin, dinin, içinde bulunulan zaman ve mekân hususiyetleriyle bir arada yaşanmaz bir vakıa olduğunu kabullenmesidir. Bunda modernizm, sekülerizm, hedonizm gibi -izm’ler içerisinde yalpalayan ve fakat bunlara karşı yetkin bir teklif ve muknî bir cevap sunamayan, dolayısıyla da dindarlığı Hâricî-Selefî-Vehhabî tarzı refleksler içinde mâziye dönerek yaşatmaya çalışan kesimler etkili olduğu gibi; zamanın icâplarını ıskalamayalım derken dinin aslî ölçülerinin usûlsüzce içinden geçen, buna müsaade etmeyen selef, mezhep, usûl ve ilim nâmına ne varsa her şeyi bir kalemde siliverenler de son derece tesirli olmuştur. Bahsi geçen üç hâl de (din yorgunluğu, istismarı ve marjinalleşme) bir dinin istikbâli için felâket, müntesipleri için de âfettir. Fakat gel gör ki Türkiye’de mezkûr üç hâlin de insanımız üzerinde hatırı sayılır bir tesiri bulunmakta. Bu tespit, Türkiye’de dinin müstakim ve müferrih anlayışını-yaşayışını temsil eden kimselerin kalmadığını iddia etmiyor. Fakat kamuoyunda giderek daha fazla görünen hissenin ne yazık ki menfî hâllere âit olduğunu işaret ediyor. -Melikşah SezenMelikşah Sezen, "DİNİN ASLI", istanbulfikriyati.com, 7 Haziran 2026-
Fikriyat
DİNİN ASLI PENCERE AÇMAKTIR...
(...) İlk bakışta paradoksal gibi görünse dahi, dine dâir algımızın hatâlardan -olabildiğince- arınabilmesi için, din idrâkımıza dâir çok temel bir noktadan tashîhe girişilmesi gerektiği âşikâr. Zîra dinin ne yorgunluk ne istismar ne de marjinallikle alâkası olacağını, bilakis onun tam da bunlara karşı bir liman olarak mevcut olduğunu anlamadan işbu patinajdan kalıcı olarak kurtulmanın bir yolu görünmüyor. Dinin aslı nedir? Bu suali ve cevabını tekrar hatırlamak ve hatırlatmak durumundayız. Öyle sanıyorum ki bu suâlin en veciz cevaplarından biri, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin Mesnevî’nde yer alan şu beyitte sunulmaktadır: “Penceresiz hâne cehennemdir; ey kul, dinin aslı pencere açmaktır” -Melikşah SezenMelikşah Sezen, "DİNİN ASLI", istanbulfikriyati.com, 7 Haziran 2026-
Fikriyat
Reklam
Reklam