Yahudi asıllı Siyonist lider Winston Churchill'in, "İnsanlar ve hayvanlar üzerinde bilinçli olarak kullanılabilecek salgın hastalıkları, mahsulleri yok edecek bakterileri, at ve sığırları öldürecek şarbonu sistemli bir şekilde üretebilen hükümetlere ihtiyaç var" şeklindeki biyolojik harp olanaklarını destekleyen yorumları, aslında söze gerek bırakmıyor. Herald Sunday gazetesinin haberine göre, Churchill'in Almanya'ya savaşın ikinci aşamasında atılacak ölümcül şarbon iznini onaylamış olduğu çok gizli belgeler'ce doğrulanmıştır. O günden bugüne gelen kalıtım yahut da 'yok edim' mühendisliğinin özetlemeye çalıştığımız boyutu, tıpkı hedeflenen amaç gibi bir korku inşa etmek değil, farkındalık oluşturma çabasıdır. Kimi GDO taraftarlarının ifade ettiği gibi, mesele sadece bilimsel bir boyut içermez. Bilim, burada kullanılan tehlikeli bir araçtır. GDO'ya karşı durmak, bilime karşı durmak gibi sunuluyor ki bu, meselenin siyasî arka planını bilmeyen kimseleri etkilemeye matuf bir hinlik içeriyor. Farz edelim ki bu tehlike ile ilgili çevresel tüm tehditler ortadan kalktı, dinî otoritelerin tümü uygun buldu, sağlık açısından hiçbir tehlike olmadığı ispat edildi. Bu durumda bile meselenin tek başına siyasal maksadı, hibrit ve GDO'nun siyasal bağımlılık etkisi, vicdanlarda yer bulmasını engeller.