Benim buradaki sevincim çok büyük. Çünkü çok çok basit şeylere seviniyorum. Sevincim dayanıklı nesnelerden fışkırıyor: temiz hava, güneş, deniz ve kepekli ekmek. Akşamları önümde bağdaş kurup Türkler gibi oturan, ağzını açıp konuşarak dünyayı ferahlatan bir Denizci Sinbad var. Bazen sözler yetmedi mi, ayağa fırlayıp raks eder; bazen raks yetmezse santurun (bir çeşit çalgı) dizlerinin üstüne alır ve çalmaya başlar.