Bugün Nazif Keskin ve Aziz, Beyazsaray kitapçılar çarşısında dolaşırken, Mehmet Kısakürek, Osman Kısakürek ve Hüsnü Kılıç’ı orada görüyorlar... Nazif Keskin, bilhassa Hüsnü’nün suratını görmek istemiyor... Oradan henüz ayrılmamışken, birtakım gürültüler duyup dönüyorlar.... Mehmet’ler, "Çile"yi kaçak basan yayınevi sahipleriyle münakaşa ederlerken, birden etraflarında 10-15 kişi, onları aralarına alıyorlar... Pataklayacaklar... Nazif Keskin hemen sunturlu bir küfürle aralarına dalıp en cevvale şamarı basıyor ve inisyatifi eline alıyor... Sonra Aziz’e dönüyor ve "eğer basılan kitapları getirmezlerse, kurşunu kafasına sık!" diyor...Aziz de, "ağabey, istersen hemen sıkayım!" diyor... Ortalık karışıyor... Yatıştırma falân filân faslı... Kitabevi sahibi Nazif Keskin’e, "siz İbda kitabevisiniz, sizin ne ilginiz var?" deyince, "Büyük Doğu İbda’nın himayesindedir!" cevabını alıyor... Mehmet, Nazif’e teşekkür ediyor ve ardından şu komik lâfı ediyor: "Babam zaten bizi size emanet etti!"
Bunu söyleyen, beş yaşında çocuk değil, 46 yaşında bir adam... Yavrucuk!..
Düşvârî: 22 Eylül 1989, ″BÜYÜK AĞAÇTA KAPTAN″ başlıklı bölüm, İBDA Yayınları.