h

Hâl & Kâl

3 üye
Takip
Küçük Bir İç Döküntüsü Meselesi
Bugün bir kez daha anladım ki insan bir şeyi çok dillendirince gerçekleşmiyor. Bugüne kadar isteyip de dillendirmediğim hemen hemen her şey gerçekleşti. Sanki insan bir şeyi ne kadar anlatırsa, onu yaşamaktan o kadar uzaklaşıyor. Çoktandır gitmek istediğim bir yer var; çocukluğumdan beri içimde duran bir hayal. Ne zaman yaklaşsam olacak sanıyorum, tam oldu derken bir şey çıkıyor, yine kalıyor. Belki de bazı hayaller çok konuşulunca nazara geliyor, ya da başka bir sebepten dolayı gerçekleşmiyor, bilmiyorum. Ama insan bir süre sonra korkuyor da; ağzından çıktıkça gerçekleşme ihtimali azalıyor gibi geliyor. Beni tanıyanlar bilir, hayallerimi ve yapmak istediklerimi yazdığım bir listem var. O listenin en başında ise Ravza-i Mutahhara’da yalın ayak koşmak var. Tıpkı ben küçükken babamın anlattığı hikâyelerdeki çocuklar gibi… Her hikâyenin baş kahramanı olan Yusuf gibi. Gözlerimi kapatır, Yusuf yerine kendimi koşarken görürdüm. O an orda olmayı o kadar çok isterdim ki anlatamam. Belki bu yüzden Yusuf ismine içimde başka türlü bir yakınlık var. Hatta büyüdüğümde bir oğlum olursa adını Yusuf koyacağımı söylerdim hep. Yusuf Kenân isminin uyumunu çok seviyorum :) İşte böyle bazı hayaller insanın içine çok küçük yaşta düşüyor galiba. Yıllar geçse de büyümüyorlar; gerçekleşeceği günü bekliyorlar. Benimki de öyle bir şey işte. Çocuk aklımla kurduğum bir hayalin içinde hâlâ aynı heyecanla bekliyorum kendimi. Bir gün gerçekten nasip olur mu bilmiyorum ama içimdeki o çocuk hâlâ oraya koşmayı bekliyor. Bugün yine kıyısına kadar geldiğim ve gerçekleşmeyen başka bir hayalin üzüntüsünü yaşarken hissettiklerimi yazmak istedim. Misafir olduğum evin buz gibi esen balkonunda, parktaki ablaların dinlediği Selda Bağcan - Bu Hayat Hep Böyle mi Olur? şarkısı eşliğinde otururken hem de. :) 17.
Hâl & Kâl
Kendimin Kıyısında...
Hiç bilmediğim bir şehrin, hiç bilmediğim sokaklarında, denize çıkan bir yol ararken buldum kendimi. Ne aradığımı tam bilmiyorum; denizi mi, huzuru mu, yoksa kendimi mi. Bir yanım yürümek istiyor, bir yanım olduğum yerde kalmak. İçimin kalabalığını susturmaya çalışırken fark ettim; bazen sessizlik bile gürültüyle doluymuş. Yürüdüm... Her adımda kendi içime daha çok çekildim; duvarlar, taşlar, uzaklardan gelen bir şarkı… Yürüdüm... Anladım... Asıl olan denizi bulmak değilmiş, içimdeki dalgalarla baş başa kalabilmekmiş. Kimi yollar dışarıya, kimi yollar içeriye çıkarmış. Bazen insan bir şehirde kaybolmadan kendine varamazmış. Kayboldum... Sonra deniz göründü uzakta, dalga sesleriyle birlikte, rüzgâr serinliği geldi yüzüme. Hem de yüreğime... Durdum; denizi izlerken, kendi içime de baktım bir süre, içimdeki dalgalı denize... Durulacak elbet, durulacak... 26.10.2025 ~ Bursa
Hâl & Kâl
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bazen bütün sesler aynı anda ağırlaşır; tanıdık yüzler birer gölgeye dönüşür. İçimde bir çığlık değil, usul usul yayılan bir suskunluk var; eşyaların, rutinlerin, küçük beklentilerin ağırlığı omuzlarıma çökerken, tek arzuladığım su gibi akıp gitmek... Gitmek istiyorum ne çok uzağa ne de kaçacak kadar hızlı. Sadece, nefesimi yeniden ölçebileceğim, günün hangi anında olduğumu bilmeden güneşin veya yağmurun ritmiyle uyuyabileceğim bir yere. Telefonun titreşmediği, şehir ışıklarının gözüme çarpmadığı; gecenin ve sabahın, yalnızca kendi sınırlarını çizdiği bir yere. Yanımda kimse olmasın diye değil, kendimle yalnız kalabilmek için. Kendi düşüncelerimi yakalayabilmek, eski yaraların sessizliğini dinleyebilmek, umutlarımla barışıp onları yeniden yerlerine koyabilmek için. Belki bir deniz kenarı, belki ağaçların arasından sızan hafif bir yol; neresi olduğu değil, orada kendime birkaç güne kadar merhamet gösterebilmem önemli. Giderken ardımda kızgınlık, hesap, bekleyiş bırakmak istemem. Sadece bir bavul dolusu hafiflik, birkaç kitabın ağırlığı, ve yanımda taşımaya değer küçük bir umut yeter. Yolun sesine kulak vereceğim; lastiklerin ritmi, rüzgârın yapraklarla konuşması, tüm bunlar bana eski dünyadan yumuşak bir veda gibi gelir. Alıp başımı gitmek istiyorum, hem herkesten hem her şeyden. Ne tanıdık sokaklar kalsın ardımda, ne de aynı sorularla yoran yüzler. Uzak bir yere... Öyle bir uzaklık ki, ardıma dönüp baktığımda ne ses ulaşsın kulağıma, ne de gölge erişsin yüreğime. Ve geri döndüğümde, aynı şehir olur belki ama ben değişirim: daha az yük, daha çok öz, daha sakin bir nefes. Gitmek bir kaçış değil, yeniden gelmek için alınmış bir izin olur. 13.09.2025 ~ İstanbul
Hâl & Kâl
"İçimde her şeyi gözleri dolu dolu kabullenen bir kız çocuğu var. Dışımda ise buz gibi bir kadın."
Hâl & Kâl

Hâl & Kâl Konusuna Benzer öneriler

Hukuk217 üye · 6 yeni gönderi
Takip
Tiyatro575 üye · 37 yeni gönderi
Takip
Hadîs-i Şerif354 üye · 14 yeni gönderi
Takip
Hayatım ile ilgili önemli olaylar cereyan ederken, evdeki telaşa hiç aldırmaksızın "belki de adam ölmemiştir" diyerek ve kendimi buna ikna ederek kitabıma devam etmeye çalışıyorum. Annemin alev saçan gözlerine ve ablamın "senden adam olmaz" nidâlarına muhatap değilmişim gibi yaparken bir yandan da içimden "zaten adam değilim" diye geçirdiğim iğrenç espriye, sese dönüşmeden evvel engel olduğum için içimden kendimi alkışlıyorum...
Hâl & Kâl