h

Hegel

4 üye
Takip
Köle özgürlüğünü efendisinin lütfunda aradığında onu çoktan yitirmiştir
Hegel
Bir adam, yalnızca, başka insanlar ona göre uyruk durumunda oldukları için kraldır. Ötekiler ise, tersine, o, kral olduğu için kendilerini uyruk sayarlar
Hegel
Reklam
HEGEL DİYALEKTİĞİNİN "ÖZ"Ü...
Başlangıçta potansiyel hâlde, öncesiz ve sonrasız bir alan vardır: ne meydana gelmiş ne de yok olacak; kendi kendine yeter, değişmez, daimî bir alan. Hegel buna “kendinde” (an sich) der. Bu alan, ideal (mücerret) objelerin alanıdır; mantığın, matematiğin, saf kavramların ve sayılar dünyası. Biz bunları icâd etmeyiz; yalnızca keşfederiz. Çünkü bu alan zamanda ve mekânda değildir, hiçbir fizikî sürece tâbi değildir. Buradaki her varlık, yalnızca kendisi için vardır. Her biri kendi özdeşliğini taşır: varlık varlıktır, sayı sayıdır. Bu, İde’nin kendi kendisinde bulunduğu saf, değişmez hâlidir. İde, burada “kendinde” (an sich) haldedir; yâni bütün imkânları kendinde taşır ama henüz hiçbirini dışa vurmamıştır. Fakat İde’nin gayesi, kendini bilmek, kendi hakikatine “şuurla” varmak olduğundan, bu saf hâlde kalamaz. Kendi içinden dışarı çıkar, yani tabiat olur. Hegel’in Mantık’tan Doğa Felsefesi’ne geçişte söylediği şey budur: “İde, kendisini özgürlük olarak bilmek için önce zorunluluk hâlinde görünmek zorundadır.” Tabiat, bu anlamda, İde’nin kendi özünden yabancılaşmış hâlidir. İde artık kendi kendisi değildir; “başkası” olmuştur. Tabiatta hiçbir şey kendi başına var olmaz; burası “şeylerin alanı”, kesretin, bölünmenin, başkalığın sahnesidir. Burada hiçbir şey yalnızca kendi için değildir; her şey başka bir şeyle, zıddıyla, karşıtıyla var olur. Varlık, artık kendi kendisine değil, başkasıyla ilişkisine bağlıdır. Her şey bir diğerini sınırlar, belirler. __Tabiatta İde, artık kemmiyete bulaşmıştır; niceliğin, hareketin, değişimin içine karışmıştır. İde’nin sabitleri -kavramlar, sayılar, mantıkî düzen- şimdi “oluş” içinde akışa girmiştir. Mantığın “öncelik-sonralık”, “sebep-sonuç” ilişkilerine dönüştüğü bir düzlemdeyiz. Saf özdeşlik artık değişimin içindedir;
Hegel
HER ŞEY ZIDDIYLA KAİMDİR... NEREYE KADAR?
Meselâ Georg Wilhelm Friedrich Hegel’in Mantık Bilimi (Büyük Mantık)’nde belirttiği gibi, “Varlık” kavramı düşünüldüğünde, bu kavramın belirlenmemişliği onu hemen “yokluk” kavramına dönüştürür; çünkü tamamen belirlenimsiz bir varlık, hiçbir şeyden farklı değildir. Bu iki karşıt kavramın çelişmesinden ise “oluş” doğar; yâni varlığın yoklukla, yokluğun varlıkla iç içe geçtiği dinamik bir hareket. Bu örnek, Hegel’de düşüncenin nasıl kendi kendisini, iç zorunluluğu uyarınca ürettiğini gösterir. Dolayısıyla her kavram, içinde taşıdığı çelişkiyi aşmaya çalışırken, bir üst kavrama doğru ilerler; o da kendi içinde yeni bir karşıtlık üretir. Bu zincirleme ilerleyiş, bütün kavramların birbiriyle iç bağıntılı olduğu organik bir sistem meydana getirir. Soru hâlâ geçerlidir: “Nereye kadar?” Hegel’e göre bu süreç, bütün varlığı bir kavramlar sistemi içinde derleyip toplayana kadar, yani düşünce, varlığı kendi içinde tam olarak kavrayana kadar sürer. Bu, Mutlak Fikrin gerçekleşmesidir: Düşünce ile varlığın aynı hâle geldiği, bilginin artık kendini bilginin konusu olarak kavradığı zirve... -Reha Kansu, "Georg Wilhelm Friedrich Hegel'in Sistemi (I)", besincidevre.org, 16 Ekim 2025-
Hegel

Hegel Konusuna Benzer öneriler

y
Yaşamak Güzel Şey4 üye · 1 yeni gönderi
Takip
d
Dev-Genç1 üye · 2 yeni gönderi
Takip
o
Ortak Mutabakat Metni1 üye · 2 yeni gönderi
Takip
HEGEL'İN DÜŞÜNCE SİSTEMİ...
Georg Wilhelm Friedrich Hegel’in düşünce sisteminin temelini şöyle özetleyebiliriz: İki ana faktör vardır; ilki bir nesnenin içinde bulunan gelişim potansiyeli, ikincisi de bunların kendini dışavurdukları diyalektik süreçtir. “Nesnenin içinde bulunan gelişim potansiyeli”, Hegel’in terminolojisinde “immanent possibility” (imkân) ya da daha özlü biçimde “kendinde” (an sich) anlamına gelir. Her varlık, Hegel’e göre, kendinde taşıdığı bir imkân, bir potansiyel içerir; fakat bu potansiyel yalnızca bir imkân olarak kaldığı sürece, hakikat değildir. Hakikat, potansiyelin gerçekleşmesi, yâni varlığın kendi-için (für sich) hale gelmesidir. Bu sebeple Hegel felsefesinde varlık, statik bir “olan” değil, kendi imkânını gerçekleştiren bir süreçtir. Varlık, içinde bir gerilim taşır: Olduğu şey ile olabileceği şey arasındaki fark. Diyalektik tam da bu gerilimin mantığıdır; varlığın kendi potansiyelini açığa çıkarmasının zorunlu yolu. Hegel burada oluşun mantığını tanımlar. Her varlık, kendi potansiyelini dışa vururken, hem kendi özünü ifade eder hem de bu süreçte kendini aşar. Diyalektik, basit bir çelişki oyunu değil, karşıtların içererek aşılmasıdır (Aufhebung). Bu süreçte her şey, hem var olur hem yok olur, hem korunur hem de aşılır. Örneğin bir tohum, kendi potansiyelini bitkide dışavurur; ama bu dışavurum, tohumun yok olmasıyla gerçekleşir. Hegel’e göre düşünce de böyledir: Hakikat, ancak düşüncenin kendi karşıtlarından geçmesiyle, onları içererek aşmasıyla doğar. -Reha Kansu, "Georg Wilhelm Friedrich Hegel'in Sistemi (I)", besincidevre.org, 16 Ekim 2025-
Hegel
Reklam
Reklam