h

Hikemiyat

3 üye
Takip
DÜŞMANINIZDAN KORKMAYIN! ONUN İNİNE GİRİN...
Salih Mirzabeyoğlu'nun, Büyük Doğu'nun getirdiği yeni ruh iklimi içinde kurmuş olduğu İslâmî tefekkür biçimine "Hikemiyat" diyoruz. Ve onu şöyle tarif ediyoruz: Hikemiyat, tasavvuf ile felsefe arasındadır. İsterseniz bu ikisini yan yana makuleler olarak görün, isterseniz üst üste… Hikemiyat, mantığın diliyle söylersek, tasavvufun şümûlü (kaplamı), felsefenin tazammunudur (içlemi). Diyalektiğin diliyle söylersek, Hikemiyat, felsefe ile tasavvuf arasında bir tür terkib (sentez) hâlidir. Ülkücülerin diliyle söylersek, Hikemiyatın ruhu tasavvuf, bedeni felsefî meselelerdir. Devrimcilerin diliyle söylersek, tasavvufî altyapı ile felsefî üstyapı arasında bir tür çelişkilerin arındırılması (muvazene) hâlidir. Hikemiyatın öz dili ve formülüyle söylersek de; “İslâm tasavvufu karşısında Batı tefekkürünü muhasebe etmek, birinciye nüfûz ederken ikinciyi aslîleştirmek…” Böyle baktığınız zaman, ne şerî, ne de beşerî anlamda yeni bir ilim değildir; çünkü bu ilimler gibi kıyas ve tecrübe üstüne kurulmamıştır. Teoloji (ilâhîyât) hiç değildir; çünkü Allah’ın varlığına delil aramak ve inançsızlara isbatlamak amacı yoktur. Belki eski ilm-i kelâmın külleri arasından doğan, onu ilm-i ledünne doğru taşımaya bakan yeni ve hiç şübhesiz “İslâmî” bir düşünce biçimi, bir tefekkür usûlüdür. __Hikemiyat, mevzuu bizzat Allah olan tasavvufa bakarken tasavvuf sayılmayacağı gibi, beşer zekâsının kurgu ve buluş kabiliyetini ortaya koyan felsefenin meseleleriyle meşgûl olurken de felsefe sayılmaz. Nasıl ki o felsefî meselelerin bir kısmı akaid ilminin, bir kısmı hukukun, bir kısmı tabiat ilimlerinin, bir kısmı mantığın vs alanına girer ve bunlarla meşgûl olmak için felsefe yapmak gerekmez. Hikemiyat, -denilebilir ki- felsefî meselelere tasavvufî bir akıl marifetyle bakmanın
Hikemiyat
"MUTLAK ÖLÇÜLER"E BAĞLI TEFEKKÜR SİSTEMİ...
Hikemiyat, klasik Kelâm ilminde olduğu gibi Aristotelesçi formel mantığa değil, Salih Mirzabeyoğlu tarafından "dinamik bir sistem mantığı" olarak tanımlanan İBDA diyalektiğine dayanır. Bu dinamik mantık, klasik Kelâm'ın statik ve kategorik yapısının aksine, "zıt kutuplar arası muvazene" ilkesiyle hakikati hareket hâlinde ve karşıtlarının birliği içinde kavramayı hedefler. Hikemiyat, "bağlı akıl" ile iş yapar. Felsefe gibi "başıboş bir tümevarım" ve mihraksız bir arayış değil, "Mutlak Ölçüler"e (İslâm Şeriat'ına ve Hakikat'ine) bağlı kalarak yürütülen bir tefekkür sistemidir. -Reha Kansu, "Tarih Boyunca İslâm'a Muhatap Anlayış (2)", besincidevre.org, 30 Kasım 2025-
Hikemiyat
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
HİKEMİYAT: KENDİNE HAS BİR ÇERÇEVEDEN...
Modern İslâm düşüncesinin sıkça "tekerleme" olarak nitelenen, yâni özgünlüğünü yitirmiş anlamsız tekrarlara hapsolma tehlikesine karşı Salih Mirzabeyoğlu’nun ortaya koyduğu en köklü cevaplardan biri "Hikemiyat" kavramıdır. Disiplinin özünü ve kapsamını en veciz şekilde, kurucusunun kendi tanımı ortaya koyar. Lûgat anlamıyla "hikmetler ve düşüncelerle ilgili" olan “hikemiyat” kavramı, Mirzabeyoğlu tarafından "İBDA diyalektiğinin devşirdiği hikmetler örgüsü" olarak özel bir anlamla çerçevelenir. "Hikmet" kadîm bir kavram olsa da, "hikemiyat"ın bu şekilde tanımlanışı, Salih Mirzabeyoğlu 'nun çağdaş düşünceye sunduğu kendine has bir çerçevedir. -Reha Kansu, "Tarih Boyunca İslâm'a Muhatap Anlayış (2)", besincidevre.org, 30 Kasım 2025-
Hikemiyat
MUTLAK ÖLÇÜLERİN SÜZGECİNDEN GEÇİRİLMİŞ...
(Hikemiyatın) "Dışa bakış" ilkesi ise, İbda’nın İslâm dışı bilgi birikimine yönelik tavrını belirler. "Dışa bakış", İslâm dışı her türlü düşüncenin, felsefenin, bilimin ve san'atın ürettiği verimlerin, mutlak ölçü olan İslâm'a göre değerlendirilmesi, ayıklanması ve "hikmet" olarak İslâm'ın malı hâline getirilmesi faaliyetidir. Bu, savunmacı veya reddiyeci bir tavır değil, aksine özgüvenli ve kuşatıcı bir "devşirme" ve "yeniden temellük etme" ameliyesidir. Bu tavır, "ilim Çin'de de olsa alınız" nebevî düstûrunun sistematik bir uygulamasıdır. Bu ilke, aynı zamanda İmam-ı Gazâlî'nin felsefeye karşı takındığı toptan red yerine "ölçülendirme” tavrının çağdaş bir devamı niteliğindedir. Bu sebeple hikemiyat, bir "arayış" değil, "bulunmuş" olandan hareketle diğer tüm arayışları ve sistemleri "hesaba çekme" iddiasını taşır. Hikemiyat, felsefenin de ilgi alanı olan "her şeyi", İslâm'ın "Mutlak Ölçüleri" süzgecinden geçirerek yeniden inşâ eder; Batı düşüncesinin birikimini İBDA diyalektiğiyle "devşirerek" kullanır, ancak nihâî olarak onu "Mutlak Fikir" önünde muhasebeye çekerek aşmayı ve kendine has sistemini kurmayı hedefler. Bu iddialı çaba, Salih Mirzabeyoğlu'nun şu ifâdesinde en net özetini bulur ve disiplinin ufkunu çizer: "İslâm tasavvufu ve Batı tefekkürü kanatları arasında zeminini kurduğum "Hikemiyyat" binası." -Reha Kansu, "Tarih Boyunca İslâm'a Muhatap Anlayış (2)", besincidevre.org, 30 Kasım 2025-
Hikemiyat
HİKEMİYAT: İSLÂMÎ BİR TEFEKKÜR DİSİPLİNİ...
Hikemiyat; İBDA mîmârının İslâm tasavvufu ile Batı tefekkürü arasında kurduğu, İslam'a muhatap anlayışı temel alan bir tefekkür disiplinidir. Bu projenin temel gâyesi, çağın bütün meydan okumalarına İslâmî bir perspektiften cevap üretebilecek tutarlı ve kuşatıcı bir zihniyet inşâ etmektir. Bu, parçacı yaklaşımların aksine, varlığın, bilginin, ahlâkın, siyâsetin ve san'atın tüm veçhelerini tek bir merkezî fikir etrafında bütünleştiren bir sistem arayışıdır. Bu arayışın ulaştığı hedef ise şu kavramda somutlaşır: "İslâm'a Muhatap Anlayış". "İslâm'a Muhatap Anlayış", çağın ruhunu ve onun getirdiği bütün fikrî ve sosyal sorunları anlayan, bu sorunlarla diyalog kurabilen ve onlara İslam'ın mutlak hakikatleri çerçevesinde yalnızca cevap veren değil, aynı zamanda onları "Mutlak Fikir" zemininden değerlendiren ve çözebilen bir zihniyet ve dil inşâ etme projesidir. __Bu hedef, Batı tefekkürünü hem bir malzeme hem de bir hasım olarak görmeyi gerektirir. Bu incelemeler, neticede hikemiyatın sadece teorik bir meşgale olmadığını, aksine derin bir pratik amacı olan kapsamlı bir proje olduğunu ortaya koyar.** -Reha Kansu, "Tarih Boyunca İslâm'a Muhatap Anlayış (2)", besincidevre.org, 30 Kasım 2025-
Hikemiyat
"BİLİNEN"İN MEÇHÛLLÜĞÜ...
Salih Mirzabeyoğlu, hikemiyatın mânâsını da kuşatan bir biçimde, yabancı fikirlerin olduğu gibi nakledilmesine karşıdır; "müfekkirenin metabolizması"nı kurarak, dışarıdan gelen verimi İslâmî bünyede işler ve faydalı hâle getirir. Mevcut bilgi birikimini tekrar etmek yerine, ona yeni bir form ve derinlik kazandırarak, âşînâ olunan kavramların ardındaki özgün İslâmî mânâyı ortaya çıkarmayı amaçlar: "bilinen ve tanınan malzemenin, bilinmeyen ve tanınmayan çehresini göstermek." Bu, mevcut kavramları yeniden tanımlayarak, yeni kavramlar üreterek ve bunlar arasında diyalektik bir ilişki kurarak gerçekleştirilir. Mevcut dil ve kavram setlerinin modern sorunları İslâmî bir perspektiften kavramada yetersiz kaldığı tespitiyle, sistem kendi özgün terminolojisini ve diyalektiğini oluşturur. Bu yeni dilin en temel özelliği, "yabancı kültür muhtevasını kendi muhtevasında eritme çetinliği" olarak tanımlanan zorlu görevi başarma kapasitesine sahip olmasıdır. Amaç, "ortak semboller" üzerinden ortak bir "mânâ dünyası" meydana getirmek; Batı'dan veya başka kaynaklardan gelen kavramları taklit etmek değil, onların özünü İslâmî potada eriterek dönüştürmek ve aslî bir yapıya kavuşturmaktır. -Reha Kansu, "Tarih Boyunca İslâm'a Muhatap Anlayış (2)", besincidevre.org, 30 Kasım 2025-
Hikemiyat