Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdular:
“Kıyamet gününde bazı insanların Cennet’e götürülmeleri emredilir. Bunlar, Cennet’e yaklaşır, Cennet’in kokusunu alırlar. Cennet saraylarına ve Allâh’ın, Cennet ehli için hazırlamış olduğu nimetlere bakarlar.
Bu esnada, ‘Onları oradan uzaklaştırın! Onların orada nasibi yoktur!’ diye nidâ olunur. Bunun üzerine onlar, büyük bir üzüntü ve pişmanlıkla geri dönerler. Daha evvel hiç böyle pişmanlık ile dönen olmamıştır. Derler ki: ‘Yâ Rabbi! Keşke, dostların için hazırladığın nimetleri göstermeden bizi, doğrudan Cehennem’e atsaydın.’
Allâhü Teâlâ şöyle buyurur: ‘Ben, bunu size göstermek istedim. Siz, kimsenin görmediği yerlerde bana karşı büyük günahlar işlediniz. İnsanlarla karşılaştığınızda kalbinizdekinin aksine, amellerinizde riyakârlık yaparak kendinizi Allah’tan korkan, itâatkâr ve mütevâzı kimseler gibi gösterdiniz, insanlardan korktunuz da benden korkmadınız. İnsanları yücelttiniz de bana tazim etmediniz. İnsanlar görmesin diye günahları terk ettiniz, ama benim rızam için terk etmediniz. Bugün mükâfâttan mahrum edilmenizle birlikte, elem veren şiddetli azâbı size tattırıyorum.”
İbn-i Abbâs (r. anhümâ), Resûlullah Efendimizden (s.a.v.) şöyle rivâyette bulundu: “Allâhü Teâlâ, Adn Cenneti’ni yarattı. İçinde de hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın duymadığı, hiçbir beşerin hatırına gelmeyen nimetler yarattı. Sonra da, “Konuş, ey Cennet!” buyurdu. Cennet de üç defa, “Muhakkak müminler, kurtuluşa erdiler.” dedikten sonra “Muhakkak ben; cimri, münâfık ve riyakâr kimselere haramım.” dedi.
Hikmet sahibi bir zâta, “İhlâs sahibi kimdir?” diye sorulunca şöyle cevap verdi, “Günahlarını gizlediği gibi, yaptığı iyilikleri de gizleyen kimsedir.”
29 Ocak 2026
Fazilet Takvimi