Faust’un sınırsız bilgi arzusu ile Mephistopheles’in kışkırtıcı vaatleri arasındaki o devasa çatışmayı okurken, insanın mükemmellik arayışının nasıl hem trajik bir yıkıma hem de yüce bir arınmaya dönüşebileceğini hayranlıkla izliyorum. Goethe’nin bu muazzam felsefi derinliği içinde kaybolurken, iyilik ve kötülük arasındaki o ince çizginin aslında her an kalbimizin derinliklerinde yeniden çizildiğini derinden hissediyorum.