İman ve İmkan

1 üye
Takip
İMÂNLI RUHLAR ve HARUN YÜKSEL...
Avukat Harun Yüksel... Eskişehir’den, Milli Nizam Partisi zamanında başlayan beraberlik... Gölge döneminde, Gölgeci ilişkiler... Akıncı Güç ve sonrası bütün oluşumlarda beraberiz... Yapmadığı işin ve olmadığı mânânın cakasını atan ve bana yönelen teşekkür ve bağlılığı kendi de kabule hazır(!) sümük tipe aykırı, hasbî bir mizaç... Şu ân, "Kıvam Hukuk Bürosu"nda, mümtaz arkadaşlarla arkadaşlık bağı içinde bir ağabey... Aynı zevk-i tabiî içinde, bilhassa Ak Doğuş grubu gençlerine verdikleri destek, o gençlerin muhteşem çıkışını kıskananları yataklarında kıvrandıracak cinsten... Gelelim, Necip Fazıl’ı anma gecesinde Harun Yüksel’e: "Necip Fazıl bugün yaşıyor... Büyük Doğu yaşıyor... Peki niçin?.. Evet... Necip Fazıl deyince işin bir de içyüzü, hakîkati var!.. İşte bu hakîkat ortaya konulduğu için Necip Fazıl ve Büyük Doğu dipdiri... Necip Fazıl’ın bütün hakîkatini ortaya çıkaran Salih Mirzabeyoğlu ve Büyük Doğu’nun bütün hakîkatini meydan yerine diken İbda fikriyâtıdır... Şayet Salih Mirzabeyoğlu ve onun muhteşem fikriyatı İbda olmasaydı, Necip Fazıl ve onun ihtişamlı fikriyatı Büyük Doğu’nun hakikatinden ne benim ne de sizlerin haberi olacaktı..." Onlar için duam, Allah’ın onları münafıklık illetine düşürmemesi ve ihlâslarını daim kılmasıdır!..
Vâridât: İmânlı Ruhlar, ″KAPTAN HALİS ÖRNEK″ başlıklı 16 Eylül bölümü, İBDA Yayınları
İman ve İmkan
İman davası...
Aslında “din dışı”lık diye bir şey yoktur! İslâm'ın hâkimiyeti altına girmeyen, onun izâh etmediği, mânâlandırmadığı ve hükme bağlamadığı HİÇBİR ŞEY yoktur! Küfür - inkâr da imâna (tersinden) hizmet eder. Karanlık olmasaydı aydınlık diye bir şey olur muydu? İmân eden her Müslümanın vazifesi küfre-karanlığa karşı mücadele etmek, aydınlık tarafında-safında yer almaktır. Karanlıkla mücadele etmektir. Böyle olmayan, karanlığa karşı durmayan, onunla mücadele etmeyen imân sahibi inancına ihanet içindedir. Yeryüzü, kurulduğu günden beri aydınlıkla karanlığın (iman ile küfrün) mücadelesine sahne olmaktadır. Dünyanın ve dünya hayatının başkaca bir mânâlandırması ve tutarlı bir açıklaması yoktur. Yeryüzünde küfrün, Allah’ın nûrunun aydınlığının üzerini kapatmaya çalışması onun aslî ve tabii vazifesidir. İmân ehli, küfrün bu teşebbüsünün, bitmek bilmeyen hile ve desiselerinin önüne geçmekle, onu geriletmekle ve varlığın aslî karakteri olan aydınlığı açığa çıkarmakla mükellef! Bunun için Müslüman canı ve kanı da dâhil tüm varlığıyla mücadele etmek borcundadır. Ferdî ibadetler bu mükellefiyetin bir nevi “geri hizmeti”dir. İman dâvâsının aslı ve esası işte budur! Yeryüzündeki bu kutsal mücadeleden türlü bahanelerle kaçınmak ve böylece “küfre rıza göstermek” imanî hakikat açısından son derece tehlikeli ve son derece sıkıntılı bir durumdur. Zihni bulandıran eşya ve hâdiselere hükmedemeyen insan bu eşya ve hâdiselerin tesiri altına, onun emri altına girer. Bu şekilde nûrsuz, ışıksız ve “atıl” bir imân taşır ki, kendisine pek bir fayda sağlamaz. __Böylelerinin eşya ve hâdiselerle ilgili tanım ve tarifleri yanlış ve eksiktir. Bu sebeple, eşyanın diliyle konuşmak olan bilimin, iman bahsinde söyleyecek sözü yoktur. Eşya ve hâdiselerin tanım ve tarifi (mânâlandırması) de
İman ve İmkan
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Dedi ki: (40) (ÎMÂN'ın anlaşılabilmesini sağlayacak hiçbir kategori yoktur! Îmânı kategoriler içine sokmak, onun imhasına yönelmiş bir zulümdür!..)
Sayfa 33 - I. Levha, -Düşünce ve Metod-, İBDA Yayınları
İman ve İmkan