Yangının vukû bulduğu bir yerde hiç bir şeyden haberi olmadan derin bir uykuya dalmış olan kimseyi uyandırarak tehlikeden kurtarmak, insani bir vazifedir. Bu șekilde rahat bir uykuya dalmış olan kimse, çoğu kez işin farkına varıncaya kadar kendisini uyandırana kızar, bağırır ve belki de sayıklayarak hakaretler eder, küfürler savurur. Ama tehlikeden bu zavallıyı kurtarmak isteyen, bütün bunlara sabır ve tahammül etmesini bilmeli, onu uyandırmak için kullanılması gerekli bütün çarelere başvurmalıdır. Davetçi de aynen böyledir. Allah'a davet yolunda karşılaştıklarına sabır göstermesi, ona yakışan en uygun, en gerekli şeydir
İslâm, komplo ve kalleşlik üslubunu bilmez. O, bâtıla, hak ile karşı çıkar. İnsanların yolunu aydınlatır. Allah’ın ve şeytanın yollarını insanlara tüm gerçeğiyle gösterir. Şeytanın yoluna girenler hasta ve zavallı kişilerdir. Onlara şefkat ve merhamet içinde ellerimizle kurtuluşunun ilacını sunuyoruz. Bu da Allah’ın daveti, Allah’ın dini, Allah’ın kitabıdır.
En seçkinlerinden biri olan Cündeb'i dinleyen Gıfarlılar, çarpıcı misallerle dinlerinden ve taptıklarından utanmaya başlamışlardı... Bir köpekten bile hakaret gören tanrı! Öyle şey mi olur? En evvel kabile reisi Haffaf, mü'min olduğunu açıkladı, ardından Ebu Zer'in kardeşi Üneys ve daha birçoğu... Ebu Zer'de sevinç büyük, gözlerinin içi gülüyor.
Vurguncu, soyguncu, insan kıymeti bilmez bir oymaktan gök kubbenin en şahane yıldızları gibi muhteşem insanlara... Kalbe iman nurunun düşmesi ile her şey değişiyor.
Büyük taktik... Mekke'de ağır ağır gelişen İslamiyet, Sevgili Peygamberimizin ince stratejisi ile çevrede süratle yayılmaya başlıyordu.
Cenab-ı Hak "En yakın aşiretini uyar!" (Şuara, 214) ayetini indirdiğinde Resulullah evinden çıkıp Merve tepesine gitti.
...
Ebu Leheb, Resullulah'a hitaben "Helak olasıca! Bunun için mi bizi buraya çağırdın?" dedi. Bunun üzerine Cenab-ı Hak, Ebu Leheb hakkında Mesed suresini indirdi.