RAQUEL
Kardeşimin, çocuklarından birini bize vereceğini, hem de canı gönülden vereceğini biliyorum. Ama onu elde etmek için hiçbir zahmete katlanmayacağım için çocuğu kendiminmiş gibi sahiplenemem. Ah, doğuramamak! Doğuramamak! Ve de doğumda ölmek!
Sayfa 15 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Modern Klasikler Dizisi - 11, İspanyolca aslından çeviren: Yıldız Ersoy Canpolat·Kitabı okudu
RAQUEL
Benimle evlenmen mi? Ama bunun ne anlamı var pisipisiciğim!.. Ne için? Kilisede ve medeni yasaya göre evlenmemiz neye yarar ki? Din dersinde bize öğrettiklerine göre evlilik, evlilerin evlendikleri için Tanrıya şükretmeleri ve Onun adına çocuk yetiştirmeleri için oluşturulmuş bir kurumdur. Evlenmemiz mi? Tamam evlendik! Şükür mü edeceğiz? Ah pisipisiciğim! -ve bunu söylerken sağ elinin ince ve sivri beş parmağını burnuna götürüyordu- artık ne sana ne bana kutsama duası yapılır. Tanrı adına çocuk yetiştirmek!.. Tanrı adına çocuklar yetiştirmek!
Sayfa 14 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Modern Klasikler Dizisi - 11, İspanyolca aslından çeviren: Yıldız Ersoy Canpolat·Kitabı okudu
- Ben şövalye ha? Ben şövalye? diye haykırdı Don Alejandro. Ben? Alejandro Gómez? Hiçbir zaman! Ben yalnızca bir erkeğim, ama tam bir erkeğim, yalnızca bir erkek!
- Ya ben? diye sordu Julia, konuşmuş olmak için.
- Sen mi? Tam bir kadın! Ve de roman okuyan bir kadın. O ise kontçuk, satranççı bir hiç, bir hiçten başka şey değil! Seni eğlendirecek, kadın düşkünü bir köpekten niçin yoksun bırakayım? Ya uzun tüylü küçük bir fino köpeği ya bir Ankara kedisi ya da minik bir maymun alsam, sen de onları okşayacak, hatta öpecek olsan, köpeği, kediyi ya da maymunu kaptığım gibi balkondan sokağa mı fırlatacağım? Ne güzel olurdu ya! Özellikle de yoldan geçen bir yayanın üzerine düşerse. İşte, o ufaklık Kont da aynı, bir fino, bir minik kedi ya da bir maymuncuk. Canın ne zaman isterse eğlen onunla!
Sayfa 97 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Modern Klasikler Dizisi - 11, İspanyolca aslından çeviren: Yıldız Ersoy Canpolat·Kitabı okudu
İspanyol Edebiyatının son zamanlarda yetiştirdiği en önemli yazar olan Javier Marias ile tanışma kitabım oldu Beyaz Kalp . Ağır ilerleyen bir eser olsa da okuru etkileyen bir özelliğe de sahip.
Kitap bir intihar ile başlıyor. Balayından yeni dönen Teresa aile dostlarıyla yenmekte olan bir yemekten kalkıp banyoya gidiyor ve kendini kalbinden vuruyor. Bu şoktan sonra aile üyelerinin yaşadığı şoku bize resmen yaşattırıyor Javier Marias . Ancak ailenin yaşadığı şok bununla da sınırlı kalmaz. Teresa’nın kocası Ranz bu kez de Teresa’nın kız kardeşi ile evlenir ve bu evlilikten de kitabın merkezinde yer alan Juan doğar.
Juan bir tercümandır. Resmi bir görevlidir. Devlet büyüklerinin tercümanlığını yapmaktadır. Tercümanlık yaptığı anektodlardan kişileri maniple etmeye yatkın olduğunu daha doğrusu siyasilerin ne kadar kolay maniple edilebileceğini görüyoruz. Juan meslektaşı Luisa ile evlenir. Kitap bu noktadan sonra iki yönlü ilerliyor diyebilirim. İlk olarak Teresa’nın ölümündeki sır perdesinin ortadan kaldırma çabası diğer yandan da Juan – Luisa evliliği üzerinden evlilik makamının zorlayıcı etkileri anlatılmakta. Kitabı Juan’ın gözünden daha doğrusu beyninden izliyoruz. Böyle dememin sebebi kitabın bilinç akışı tekniği ile yazılmış olması. Juan yukarıda da belirttiğim gibi bir çevirmen. Bu sebepten dolayı dikkatli bir dinleyici. Dinlediklerini kafasında yorumlamak onun mesleki deformasyonu. Ancak çoğu zaman kafasındaki düşünceler bir yandan öteki yana savrulmaktadır. Yani bir dağınıklık söz konusu. Ancak bu bence gayet normal. Ben de dahil olmak üzere çoğu insan kafasında tek bir konuya odaklanamaz. Aynı anda birçok şeyi kafasından geçirir. Dolayısıyla düşünceler sürekli olarak bir yerlere savrulup dururlar. Odaklanmak çoğu zaman imkansızdır.
Kitabın vurgulamak istediği konu bilmek ve