İtikad Ölçüleri

1 üye
Takip
ÎTİKÂD ÖLÇÜLERİ...
Kurtuluşumuzun yolu -ne kadar tekrar edilse azdır ki- evvelâ Sünnet ve Cemaat ehli anlayışıyla îtikad tashihi, peşinden tam amel, daha sonra da bâtın feyzi için nefsin tasfiye ve tezkiyesidir. Ve kemâl... Bütün bunların temeliyse îtikad, îtikad, îtikad...
Sayfa 162 - İMÂM-I RABBANÎ HAZRETLERİ, (Îtikad), Büyük Doğu Yayınları
İtikad Ölçüleri
İKİ KANAT: KİTAP ve SÜNNET...
Bize ve size lâzım olan, Kitap ve Sünnet yoluyla itikadın düzeltilmesi, tam ve kâmil bir tesviyeye tâbi tutulmasıdır. peşinden, helâl ve haramı tanımak, farz ve vacipten Şeriat ölçülerini bilmek gelir. Nihayet kalbin tasfiyesiyle caddeye çıkılmış olur. Îtikadı düzeltmek ve emirlerle yasakları yerine getirmek öyle iki kanattır ki, ancak onlar takınıldıktan sonra uçulabilir...
Sayfa 162 - İMÂM-I RABBANÎ HAZRETLERİ, (Îtikad), Büyük Doğu Yayınları
İtikad Ölçüleri
Reklam
İBN TEYYMİYE ve TEŞBİH-TECSİM
Telefîler/Vehhabîler hazır profilime doluşmuş didiklerken, bu paylaşıma da bi göz atsınlar, pek umudum yok ama belki cehaletleri azalır. İbn Teymiyye'nin bizzat kendi kitabından orijinal dilinden sözlerini aktarayım görsel olarak, inanmayan sığırlar var çünkü; İlk örnek (1. Görsel) İbn Teymiyye’nin Mecmû’u’l-Fetâvâ kitabından, (16/434-5.) İbn Teymiyye burada Allah Teâlâ'nın Arş' ın üzerine oturduğunu(hâşâ) ve O'nun ağırlığı sebebiyle Arş'ın gıcırdadığını ve bu görüşü de Ehl-i Sünnet ulemanın EKSERİSİNİN kabul ettiği bir görüş olduğunu söylüyor. 1. Soru şu: Allah Teâlâ’nın Arş’ın üzerine “oturduğunu” ve “O’nun ağırlığı sebebiyle Arş’ın gıcırdadığını” kabul eden “Ekseri Ehl-i Sünnet” kimdir? 2. Soru; Eğer bu görüş teşbih ve tecsim değil ise, o halde teşbih ve tecsim nedir? 3. Soru: İbn Teymiyyenin bu AÇIK teşbih ve tecsim ifadelerini reddeden, kabul etmeyen ya da kabul etmeyecek bir selefî var mı yeryüzünde? 4. Soru: Bu ifadeleri nasıl TEVİL edebilirsiniz? ---------------------- Aynı eserden bir başka örnek (2. Görsel); İbn Teymiyye "Makâm-ı Mahmud" meselesini yorumladığı bu nakilde şöyle diyor: “Allah Teâlâ’nın makbul evliyâsı ve razı olunmuş ulemâ rivâyet etmiştir ki: “Rabbi, Muhammed’i (as), Arş’ın üstünde yanına oturtacak.”(hâşâ). Soru 1: Burada kasdedilen “makbul evliyâ ve razı olunmuş ulemâ” kimdir? Hangi sahabiden, hangi tabiiden, hangi müctehid imâmdan böyle bir şey nakledilmiştir? Soru 2: Bu görüşü reddeden, İbn Teymiyye’nin bu söyledikleri hatâlıdır diyen bir “selefî” gösterebilir misiniz bize? Soru 3: Allah'ın arş'ta otururken (hâşâ) yanına Peygamberimizi oturtacağını söylemek teşbih ve tecsim değil ise, teşbih ve tecsim nedir? Soru 4: Bu metindeki bu ifade nasıl TEVİL edilebilir? **Bu noktada selefîlerin "mahiyetini
İtikad Ölçüleri
EBU'L-HASAN EL-EŞ'ÂRÎ...
- "(...)Adab-ı İslâmîyye kitaplarında, hoca-talebe münasebetlerinin nasıl olması gerektiği ile alâkalı pek çok tesbit vardır. İslâm nazarında hocanın hatırı büyüktür; fakat hakikatin hatırı söz konusu olduğunda talebeler hocalarını tenkid etmekten çekinmezler. Nitekim, Mutezile kelâmcıları haddi aşıp pek çok esasta filozofların düşünce sistemini benimseyince Ebu'l-Hasan el-Eş'ârî, Hocası Ali el-Cübbâî'ye "ihve-i selâse-Üç kardeş" meselesini sorup Mutezile sistemini önce sarstı, sonra da çökertti...
Sayfa 217 - Kim Ters Yöne Girdi? Meâlciler mi, Ulemâ mı?, Hüküm Kitap.
İtikad Ölçüleri

İtikad Ölçüleri Konusuna Benzer öneriler

d
duâlar ♡1 üye · 1 yeni gönderi
Takip
ç
Çöle İnen Nur1 üye · 5 yeni gönderi
Takip
İtikad ve İmân1 üye · 1 yeni gönderi
Takip
YOBAZLIK NUMÛNELERİ...
- "Dün baktım, ateistler Müslümanlarla dalga geçmeye çalışıyor. Ben araya girdim, onlarla dalga geçtim. Ama bu yaptığımla ateistleri mi daha çok rahatsız ettim, Müslümanları mı emin değilim. İki taraftan da tepki geldi. Ateistlerin rahatsız olmaları kurgularının çökmesindendi: “Müslüman dediğin cahil ve aptal olur, çağın hiçbir meselesinden haberi yoktur, birtakım eski masallara inanır.” Çok tuhaf ama Müslümanları rahatsız eden de aynı şey oldu. Biraz ağır konuşacağım, kusura bakmayın: Bazıları Müslümanların cahil ve aptal olmadıkları düşününce kendilerini dinden çıkmış sanıyorlar. Şimdi bakın, ne karbon diye bir temel maddenin yaratıldığından haberleri var, ne onun dünyanın yaratılışındaki yeri ve öneminden, ne karbon döngüsünden, ne karbon-14 izotopundan, ne yarılanma ömründen, ne azottan, ne potasyumdan, ne de hiçbir şeyden. Kazıların, toprak tabakalarının, okyanus derinliklerinden çıkarılan birtakım mikroskobik maddelerin tarihlemelerinin nasıl yapıldığına dair hiçbir fikirleri yok. Ben bunları Yaratılmışların Tekâmülü kitabında anlattım, ama tabiî ki onu da okumamış ve okumaya ihtiyaç duymuyor. Ama nasıl oluyorsa hem benden, hem de çağın bütün fen alimlerinden daha doğrusunu biliyor. Ve yapıştırıyor hükmü: "Yalandır o yea. Yaş iş o iş. Sakat mevzu!" Lan nereden anladın yalan olduğunu? Doğrusunu biliyorsundur, yalanlarsın, anlarım. Söylenen şey ilme, akla veya vicdana aykırıdır, yalanlamak istersin, anlarım. Oğlum, sen bunların hiçbirinde yoksun. Oturduğun yerden diyorsun ki: "Tarihlemede hata olabilir..." Bakın bu çok tipik bir söz olduğu, onlarca defa gördüğüm için altını çiziyorum. Müslüman gençlere bu cümleyi ezberletiyorlar. Artık karşısında ne tür bir ilmî çalışma olursa olsun, Müslüman gencin söyleyebileceği tek şey şu: "Tarihlemede hata
İtikad Ölçüleri
Reklam
Reklam