Kadın yazarların ciddiye alınmadığı zamanlarda Charlotte Brontë’nin bir erkek adı altında çıkan ilk iki romanının birincisidir. Birçok insan tarafından kadın hak ve özgürlüklerini savunan ilk roman olarak kabul edilir. Bu savunma, kitabın yayımlandığı zamanın İngiltere’sinin perspektifinde Charlotte Brontë’nin kaba, ahlaksız görülmesine ve devrimci olarak suçlanmasına yol açmıştır.
Kitap, adını aldığı Jane Eyre denen çalışkan, çok güzel olmayan bir kızın hayatında iz bırakan deneyimlerini bizi yormadan -geçmişe dönük samimi yorumlarıyla- akıcı ve anlaşılır bir dille kaleme almasıyla oluşuyor. Olay örgüsünün başarılı işlenişi birkaç satır veya sayfa sonrasında ne olacağını kestirememenin verdiği merak duygusu ile birleşince karakterlere olan bağlılık ve kitaba karşı olan heyecan seviyeniz artıyor. Hikaye, belirli noktalarda bana zorlama gelse de kitabın havasını bozmuyor.
Toplum ve din baskısının insanlar üzerinde oluşturduğu etkinin bir raddeden sonra insanların hayatını olumsuz yönde etkilediğini, erkeklerin kontrolsüzlüklerinden dolayı kadınların belirli normlar altında yetiştirilmesi ve yargılanmasının saçmalığını bizlere yazıldığı dönemin şartlarını zorlayarak anlatıyor.
Kitabı okurken beğendiğim bir cümleyi buraya bırakarak incelememin sonuna gelmek istiyorum.(#232482153)
İncelememi okuduğunuz için teşekkür eder ve iyi okumalar dilerim.
Elime (bol resimli olmasına
dikkat ederek) bir kitap aldım. Pencerenin içine tırmanıp ayaklarımı
toplayarak Türkler gibi bağdaş kurup oturdum, kırmızı kalın perdeleri de çekince iki katlı bir gizliliğe, kuytuluğa kavuşmuş oldum.
İçine kapanık kimseler duygularını, acılarını açıkça konuşmaya, çoğu zaman “içi dışı bir” kişilerden daha çok gereksinme duyarlar. En kabuğuna çekilmiş, sert kimseler de sonunda insandır. Bu gibilerin “sessiz deniz”lerine cüretle, iyi niyetle dalıvermek çoğu zaman, onlara dünyanın en büyük iyiliğini yapmaktır.
"Onun bu sözlerinde içtenliği sezdim; bunlardan şöyle bir ders aldım: Bana öğretilen, iliklerime işlemiş olan ahlak, doğruluk ilkelerini -herhangi bir nedenle, bahaneyle şeytana uyarak- unutur da bu bahtsız kadınların izinden yürürsen, efendim bir gün gelir, bana karşı da aynı acı duyguları beslerdi. Bu inancımı ona söylemedim, benim bilmem bana yeterdi. Kafamın içine de iyice kazıdım ki karar verme zamanı gelince bana yardım etsin."