Okuyucunun belki, kaçış hızı kavramı hakkında bir fikri var. dır. Bu hız, bir cismin, büyük kütleli başka bir cismin çekimin den kaçabilmesi için ulaşması gereken hızdır. Büyük kütleli cis. min yeryüzü olduğunu varsayalım; yeryüzünden kaçış hızı saat-te 40 000 kilometredir. Yeryüzünden (herhangi bir yöne) fırlatı-lan bir taş, bu hızı aşan bir hızla yeryüzünden tamamen uzakla-şacaktır (hava direncini dikkate almadığımızı hatırlayın). Bu hızdan daha düşük bir hızla fırlatılırsa, yeryüzüne düşecektir. (Öyleyse 'yukarı çıkan mutlaka aşağı iner' sözü doğru değildir; bir cisim ancak kaçış hızından düşük hızda atılmışsa geri dö-ner!) Jüpiter için, kaçış hızı saatte 2 200 000 kilometredir. Gü-neş'in kütlesinin, şimdiki yarıçapının dörtte biri kadar yoğunla-şarak bir küre oluşturduğunu varsayarak, şimdikinden iki kat büyük bir kaçış hızı elde ederiz; Güneş biraz daha yoğunlaşırsa, diyelim şimdiki yarıçapının yüzde biri kadar daha yoğunlaşırsa, kaçış hızı da on kat artacaktır. Yeterince büyük kütleli ve yo-ğunlaşmış bir cisim için, kaçış hızının, ışık hızını bile aşacağını düşünebiliriz! Bu gerçekleştiğinde bir kara delik oluşur
Güzel bir giriş kitabıydı. Anlatımı basit ve de akıcı. Bazı kuramları çizerek daha da basitleştirmişler. Kara delikler hakkında dergi de almıştım. Tam da üstüne denk geldi. Onu da okuyacağım.
Evrenin genişlemesinin başlangıcında olduğu gibi, gravitasyonla kuantum
belirsizliğinin karışımını içeren yeni fizik yasaları ortaya çıkmadığı
sürece, denklemlerimiz en sonunda, madde ve uzayın var olmadığı
sonsuz yoğunlukta bir tekillik öngörüyor.
Kendisi olmasa, herkesin daha iyi olacağı düşüncesini hatırladı. Kara deliklere fazla yaklaşırsanız, yerçekimi kuvvetiyle sizi kendi karanlık, kasvetli gerçekliklerinin içine çekerler.