Evlerine, barlara, kafelere gitmek üzere önümden geçen mutlu insanlar farkında olmadıkları benim sahip olmadığım bir özgürlükle ödüllendirilmişlerdi: Yolları tıkalı değildi, onları öldürmek isteyen birileri yoktu.
Aylar önce Wattpadten okuduğum bir kitaptı, basılı bir şekilde de okumak istedim ve burada gözüktüğünden çok daha kısa bir sürede bitti. Gerçekten çok akıcı tam ihtiyacım olan türden bir kitaptı.
İrithel'in annesiyle abisi iki krallık arasında çıkan bir savaşta ölmüştür ve İrithel berbat bir hayat yaşamak zorunda kalmıştır. Yaşamak zorunda kaldığı hayat onu sertleştirir, duygusuz bir canavara dönüştürür adeta. İrithel'in umurunda olan tek şey güce ulaşmaktır artık. Bu yüzden kendi ülkesinin prensesini öldürüp onun yerine geçer ve bütün krallıkların varislerinin eğitim gördüğü Kraliyet Okulu'na sızar. İrithel'in planı kusursuzca ilerlerken ortaya bir suikastçı çıkar ve varisleri tek tek, vahşice öldürmeye, onları birbirine düşürmeye, onları sırlarıyla tehdit etmeye başlar. İrithel bir yandan bu manyak katili bulmaya, bir yandan ise kendi sırlarını saklamaya çalışır.
Yazarın ilk kitabı, yazar çok severek takip ettiğim biri bu arada, haliyle bazı mantık hataları vardı. Kafamda cevaplandıramadığım bir sürü cevapsız soru dönüyor ancak dört kitap olacak bir seriden bahsediyoruz, illa ki sorularımız cevaplanacak.
Konu güzel ama kitap abartıldığı kadar vahşet değil, ben ilk okuduğumda o kadar abartmışlardı ki her bölümde biri ölecek falan zannediyordum. Ama kesinlikle vahşet bir kitap değil. Yani arkasına sırf vahşet var diye yetişkin okurlar içindir uyarısı koymuşlar ama çok gereksiz olmuş. Baştaki tetikleyici unsurlar bence yeterliydi.
Kitabın ana karakterini pek sevmiyorum, kitap ilerledikçe her ne kadar harika bir karakter gelişimi yaşasa da ısınamadım. Favori karakterim Drystan kesinlikle, onun nazikliği, güçlü duruşu, olgunca davranışları... Bana böyle erkek karakterlerle gelin. Diğer sevdiğim karakterler ise Saige, Nefeli ve Zaiden sanırım. Onları daha çok okumak
Selamm! Saklambaç kitabının devam kitabı olan Sobe'nin yorumuyla geldim. Kitapta neler oldu neler...
Saklambaç'ın sonunda şok geçirmiştim. Öyle bir sonla bitti ki araya başka kitap okumadan hemen Sobe'ye başladım. İyikide öyle yaptım. Böyle daha iyi oldu. Kitabın başlarında katil olarak tutuklanan biri var. Dedektif dışında herkes katilin o olduğuna inanıyor. Katil ile ilgili araştırmalar devam ediyor. Kitabın baş karakteri olan Ansel neler çekti öyle? Çok kötü ve korkunç zamanlar geçirdi. Arkadaşları tarafından bile yalnız bırakıldı. Hep yalnız bir karakterdi zaten. Ta ki dedektifin ondan hoşlanmasına başlayana kadar. Bir de geçmişten gelen karakter var: Dylan. Dylan ve Ansel'in geçmişini öğrendik. Şimdi dedektif dururken Dylan'dan çok bahsedemeyeceğim açıkçası :) Sadece bir sahnede Dylan'a gerçekten de üzülmüştüm. Ama böyle olması gerekiyordu... Kitabın sonuna kadar katil kim diye düşündüm hep. Yemek yerken, dışarıdayken aklıma geliyordu. Çok düşündüm ama bir türlü bulamadım. Katili öğrendiğimde hiç böyle birisini beklemiyordum. En azından tanıdık birilerinin katil olmasını beklerdim. Ama bambaşka birisi çıktı. Bence yazar katili kimsenin tahmin edemeyeceği şekilde ayarlayarak kitabı sonlandırdı.
Kurgu muhteşemdi. Olayların birbirine bağlantısı çok iyiydi. Kitabın yazım şeklini aşırı sevdim. Her bir olayda yazarın vermek istediği mesajlar anlamlı ve güzeldi. Bu tarz kitap sevenlerin mutlaka seriyi okuması gerektiğini düşünüyorum. Ben seriyi çok sevdim. Küçük bir uyarı: Kitabın içerisinde tetikleyici birçok unsur bulunuyor. Zaten kitabın giriş kısmına yazılı. Buna dikkat etmenizi tavsiye ederim. Hoşçakalın
N. G. KabalSobe