Sanırım nedenselliği evrenselleştirmemiz ile olguların perdelerine sığınan güçleri yırtarak asıl sebeplere aşamalı bir şekilde ulaşabiliyoruz. Fakat kök nedenlere ulaşamıyoruz. Mesela tek atadan gelen canlılık tarihini tüm gelişim aşamaları ile bazı konularda yetersiz ve hatalı çalışmalara rağmen anlamlandırabiliyoruz. Kimyadan biyolojiye kadar olan izahatı daha zor olan kısmı da akli temellendirmeler ve yapılan ufak çaplı deneyler sonucunda bilgiye dökebiliyoruz. Canlılığın başladıktan sonraki kompleksleşme sürecinin nedeni rekabet dolayısıyla son derece anlaşılır. Atomlarla kimlik bulan fiziğin karmaşık komplikasyonlar kurması ile beliren kimya ve atom aileleri olarak adlandırılabilecek kimyasal moleküllerin toplum oluşturması olarak adlandırılabilecek biyoloji arasındaki geçişin nedeni hala zihnimin derinliklerinde cevaplar arıyor. Eveet soru bu "madde neden canlılaşmak ister.
Güç istenci temelde iki faktör üzerinden ölüm bilincine verilen bir içgüdüdür.
İlki gücün toplumda sağladığı meşrulaştırılmış birden çok kişi ile cinsellik sayesinde toplum genetiğindeki varlık devam ettirilmiş olur.
İkincisi gücün verdiği durumlar karşısında başrolde olma toplum hafızasında varolmayı devam ettirir.
Bu iki temel varolmayı devam ettirecek içgüdüsel his sapiens türünün bütün üyelerine büyük bir güç istenci sağlar.
Ölüm endişesinden arıtılmış bir ruh ile ölümsüz bir ruh arasındaki fark ölümsüz ruhun hiçbir zaman anın değerini yeterince hissedememesi ve yaşamayı hep sonsuz bir hiçliğe ötelemesidir.