"Bir insanın bu hayattaki duruşu, yaşadığı kötü olaylara verdiği anlamla başlar. Eksik eğitim ve yetersiz hayat bilgisi ile yola devam eden insanların yüzünden bu cennet dünya maalesef kan gölüne çevriliyor. İnsanoğlu kendisini ve hayatı anlayacak kadar çaba sarf edip, aç gözlülüğe savaş açmış olsaydı eğer şu an yeryüzünün her yerinde sevgi, muhabbet, aşk, barış, bolluk ve bereket tohumları yeşerir ve bir cennet yaratılabilirdi. Bir düşün kardeşim, bu hayatta bizi kim vasi kılmış ise istediği zaman bir başka sebeple bizi bu hayattan alabilir. Kırıldığımız ya da üzüldüğümüz zaman bir beşer olan o fani insanların eline ağlayıp harap oluyoruz. Ama biz de aynı onlar gibi davranıp, acımızı sevdiklerimize yaşatıp, gülüşlerimizden ve mutluluğumuzdan ödün verip sevdiklerimize benzer acıları vera görürsek, bize acıyı yaşatanlardan ne farkımız kalır? Yani dostum, başını ağrıtmayayım, bize bu yapılanları onaylamadığımız gibi, sevdiklerimize acımızı yaşatmayı da onaylamamalıyız."
Deniz feneriyim ben.
Hırçın dalgaların arkadaşı.
Koyu gecelerin saklambacı.
Yalnızların yoldaşı.
Dolunayın sırdaşı.
Yolunu kaybetmişlerin kardeşi.
Uzun bekleyişlerin aydınlık köşe başı.
Kederli özleyişlerin tatlı sarmaşığı.
Deniz feneriyim ben.
Ümitsize göz kırpan.
Söze Hz.Yusuf'un duası ile başlamak gerekir.
"Ahsenü'l-Kasas" Kıssaların en güzeli olan Hz. Yusuf kıssasını ayet ve hadisler eşliğinde müslümanların ve tabii bütün insanların bir öğüt, ders çıkarmaları için işlemiş yazar Abdullah Yıldız.
Kitabın ismi olan Yusuf'un üç gömleği mazlumiyet/mağduriyet/masumiyet olarak açıklamış. Bu güzel açıklamanın üzerine söyleyecek bir şey kalmıyor.
Kitabı okuyan herkesin kendi hayatına dair ufacıkta olsa bir ders çıkarması dileğiyle...