Otobüse binip oturunca, çamaşır torbasını yanımdaki koltuğa koydum, Tanrı'nın dinlenme gününde çalışılmasından rahatsız olan erdemli vatandaşların, biraz uzaktan bakınca torbayı küçük bir çocuk zannedeceklerini umarak. Daha önceki bir olayı anımsadım. Siyah ipekli tüllü, eflatun renkli bir şapka giymiş yaşlı bir hanım, bir pazar günü otobüsten inerken koluma yapışmıştı. Sadece Tanrının Dördüncü Buyruğu'nu ihlal ettiğim için değil, bunu kafir gibi giyinmiş olarak yapmama da kızmıştı: Renkli, ekose spor ayakkabılarım yüzünden İsa beni asla affetmeyecekti.