Ama yine de, o güne kadar öyle lezzetli ekmek yemediğimi söyleyebilirim.
Bu, emekçi oğlumun nasırlı ellerinden çıkan ekmekti.
Tarlayı süren, buğdayı yetiştiren, hasadı kaldıran, tarlada çalışan insanlarımızın, halkımızın ekmeğiydi. Kutsal ekmek!
İşte o anda anladım ki,
bir ananın mutluluğu,
milletin mutluluğundan doğuyor, aynı kökten olan ağacın dalları gibi bir kökten geliyor.
Kaderi de onun kaderiyle bir oluyor.
Çektiğim bütün acılara,
hayatın bana indirdiği korkunç darbelere rağmen bugün de bu düşüncedeyim.
Ne olursa olsun, milletim yaşıyor, ben de yaşıyorum.