m

Medrese

5 üye
Takip
Gözümün nuru
Bismillahirrahmenirrahim Yoğun geçen medrese programından sonra Allah'ın yardımı ile de güzel sonuçlar almanın huzuruyla Edep yıl sonu anketini sevdiğiniz ilahi ile doldurabilmek... Oysa yazın kademe atlamak için tüm yazım perişanlık ve sıkıntı ile geçmişti. Bunu yazarken dedim kis nece sadece yazın mı perişanlık mı vardı? Sonra bir kahkaha attım... Rabbim sana hamd-ü senalar olsun. Anketleri yazarken döneminin hocalarım ve medrese sayesinde ne kadar dolu geçtiğine bir kez daha şahit oldum. Rabbim, razı olsun. Göz yaşlı, vakitsiz, zorlu, zaman zaman isyankar olsam da iyi ki diyorum, iyi ki...
Medrese
BANA OKULUNU SÖYLE...
Bediüzzaman Said Nursî ilk dönem eserlerinde: "Milletin kalb hastalığı zaaf-ı diyânettir. Bunu takviye ile sıhhat bulabilir." diyor. Cumhurbaşkanımızın "Kara Harp Okulu Camii" müjdesine pek sevindim. Allah ona ecr-i kesir versin. Fakat, yine de, bu mevzuda temkîni elden bırakmamak gerektiği kanaatine sahibim. Zîra meselemiz "camisizlik" meselesinden ziyade "imânsızlık" yahut da "zihniyetsizlik" meselesidir. Kalbi-aklı Müslümanca şekillenene her yer camidir. Her yer mescid olur. Kâinat zâten Mü'mine mescid kılınmıştır. Nerede dursa namazını kılar. Fakat zihniyet Müslümanca şekillenmeyince, isterseniz duvarlarını altından yaptırın, mübareklerin içi boş kalır. Hele mevzu askerî okullar olunca iş biraz daha çetrefilleşiyor. Evet. Zira Müslüman Osmanlı'dan lâik Türkiye'ye savruluş da yine o mektepler eliyle gerçekleşmişti. Demek asıl dikkat edilmesi gereken mektepteki zihniyetlerdir. O okullarda işlenen müfredattır, sistemdir, mahsûlüdür. Camiyse bunların ardından gelebilecek bir hayır işidir. Dile kolay geliyor. Tâlibân 20 yıllık "süpergüç işgaline" karşı nasıl dayanabildi? Nasıl olup da onca sene ayakta kaldı? Dağılmadı. Vazgeçmedi. Yorulmadı. Mezkûr sorunun cevabını ararken, Tâlibân'ın kuruluşunda önemli bir yer tutan, Diyobend medreselerinin gücünü unutmamak gerekiyor. Bu güç elbette maddî bir güç değildi. Fakat bu güç, maddî güce bile boyun eğdirebilen, bir sistemin gücüydü. Tâlibân, asıl kaybedişin "yerliliğini kaybetme" düzeyinde yaşandığını bildiği için, tarlasını Batılı ideolojilere sürdürmedi. Onları zihnen Batı'nın veled-i zinası kılmadı. Müslim kodlarını muhafazayla hayatını sürdürdü. Ne kadar budanırsa budansın yeniden kendisi olarak boy verdi böylelikle. En nihayet çağın en kuvvetli Firavun'una pes ettirdi. Belki de **"Geldikleri gibi giderler..."
Medrese
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Sözlüklerde "Geri kafalı; bir görüşe, bir inanışa körükörüne bağlanan kimse" olarak tanımlanan "Softa" kelimesi; aynı zamanda "Medrese öğrencileri"ne verilen addır.
Sayfa 143·Kitabı okudu
Medrese
Büyük Larousse ansiklopedisinde "Medreseler" hakkında şu bilgiler veriliyor: "XIX. yüzyılın başlarına kadar Osmanlı İmparatorluğu'nun birçok yerlerinde medreseler açıldı. Her büyük caminin yanında bir medrese kurulması, değişmez bir nitelik kazandı. Uygulanan öğretim programları bakımından medreseler, şeriat hükümlerine göre yürütülen tam bir dinsel eğitim kurumuydu. Toplumun bütün yaşamı dinsel etkiler altında olduğundan medreseler yüzyıllarca güçlerini korudular. 3 Mart 1924 tarihli Tevhidi Tedrisat Kanunu (Öğretim Birliği Yasası) ile medreseler kaldırıldı."
Sayfa 143·Kitabı okudu
Medrese
Üç gündür dolu dolu geçen bir muderriseler kampindaydim elhamdülillah çok değerli hocalardan dersler aldık. Bunlardan bir tanesi Filistinli bir hanımefendi olan Şeyma Ebu Şaban hocamızdi hocamız bir yıl önce filistindeyken Artuklu rektörü ona ulaşamıyor uzun bir süre ve bir sürenin ardindan Şeyma hoca bir ses atıyor bu sesinde üç cocugunu ve ailesini kaybettiğini anlatiyordu ve bunu anlatırken öyle bir elhamdülillah diyor ki bize anlattığında sanki hiç bir şey yaşamamış hayatında hiç bir sıkıntı ile karşılaşmamış bir insan var karşınızda sanardiniz ve bir kere daha anladım ki sıkıntı içinde büyüyen yetişen insanlar daha da azimli oluyor hocamız bunları yaşamasına rağmen hayattan kopmadı ümidini kesmedi ve daha da büyük bir azimle çaba gösterdi. Ve ondan bir kaç saat sonra Vasfi Aşur hocamiz geldi ve bize ders anlattığı sırada Filistin'de çadırlarda ders veren hanımlardan bir kaç kisinin orada anlatılması üzerine ondan aksa tufanı üzerine yazdığı makalesini göndermelerini talep ettiğini, bunun dışında da hala Filistin'de çadırlarda olup online derslerine katılan hanımların azminden bahsetti orada bizler birer hoca ve talebe olarak kendimizden utandik bizim ne derdimiz varda bu kadar uzaklasiyoruz ilimden neden azmimiz kırılıyor ve ardından da Mehmet Akif'in su sözleri aklıma geldi " Neden azmin bu kadar süreksiz, sen mi yoksa davan mi yüreksiz. " normalde pek yazı yazamam burada paylaşmak istediğim bir durum olunca yazar yazar silerim ama bu konuyu yazmam gerektiğini düşündüm umarım bu yazım hepimizin hayatında bir yere dokunur okuduğunuz için Allah razı olsun 🌺.
Medrese
Meğer insanın evinden daha ait hissettiği yer varmış... #Merdesem
Medrese