Kirlenirsen kendilerini daha iyi hissedeceklerdir. Arzuladıkları bok çukurunda onlarla güreşmeye kalkarsan, bir parça değer kazanacaklar. En azından onlar böyle hayal ediyor.
Stieg Larsson'ın Millennium üçlemesinin 3. ve son eserinde Lisbeth Salander adındaki bir kadın kafasına aldığı bir kurşunla hastanenin yoğun bakım bölümünde yaşam mücadelesi vermektedir. Sağlığına kavuştuğunda da kendisini kesin demir pakmaklıklar ardına yollayacak üç cinayetten yargılandığı mahkemeye götürülecektir. Savunduğu davanın hayatı pahasına dahi olsa arkasında duran genç kadın, ünlü muhalif gazeteci Mikael Blomkvist’in de yardımlarıyla haklılığını ve masumiyetini kanıtlamaya, kendine çok acı çektirmiş olan bu sistemin mimarı derin devletin ipliğini pazara çıkarmaya kararlıdır...
Tema: Devlet ve Adaletin Çöküşü
Bu kitap, üçlemenin en politik olanıdır.
Larsson açıkça eserde şunu söyler:
-Devlet kutsal değildir
-Hukuk her zaman adil değildir
-Kurumlar kendilerini korumayı, bireyi korumaya tercih eder. Gizli bir orgut isvec Derin devletindeki ust duzey profosyonel calisanlari ( Psikolog, adalet makenizmasi icinde calisan kisiler) isledikleri suclari ve cinayetleri ( spolier icermemesi icin soylemek istemiyorum) Lisbethin uzerine yikmaya calismaktadirlar.
Lisbeth’in mücadelesi artık bireysel değil, hukuksal ve siyasal bir savaştır. Yuksek zekaya sahip Lisbeth zekasi sayesinde mucadelesini devam ettirmektedir.
Arı Kovanı Metaforu
______________________
Arı kovanı = devlet sistemi
Devlet sistemi genelde bilindigi uzere düzenli,hiyerarşik, dışarıdan bakıldığında kusursuz
Ama:
Sistemim İçeride çürümüşlük vardır. Sistemin icinde bir çomak sokulduğunda herkes panikler
Lisbeth, bu düzene çomak sokan figürdür. Sessiz ama yıkıcıdır.
Lisbeth Salander: Mahkeme Salonundaki Anti-Kahraman gibi gorulur
Ayrica Bu romanda Lisbeth:Fiziksel olarak zayıf,hukuken köşeye sıkışmış,toplum tarafından “tehlikeli” görülür
Ama: Zekâsı en büyük silahıdır. Sessizliği