Muhiddin-i Arabî Hazretlerinin bulunduğu bir meclis... İlim ve fikir taslayan birisi, Allah'ın nebîlerini inkâr etmekte ve sadece "felsefe, felsefe..." deyip durmakta... Mevsim kıştır ve orta yerde bir mangal yanmaktadır... Nihayet bu nasipsiz, felsefenin henüz işi ruha bağlamaktan uzak ve aklı yücelttiği devirde bulunuşuna nazaran hamaratlığa girişti ve şöyle dedi:
-" Avamdan insanlar Hazret-i İbrahim'in ateşe atıldığı ve yanmadığı kanaatindedir. Bu muhaldir, imkânsızdır. Ateş, yakmaya muktedir olduğu her şeyi yakar kavurur. Bu hususta Kur'ân'la sabit olan hususları te'vil etmek lâzımdır. Ateşten maksat, Nemrud'un öfkesi, yanmaktan murad da Hazret-i İbrahim'in delil ve hikmetle galip gelmesi olabilir!"
Bu adam sözünü bitirince, Şeyh'in şu sözleri söylediği duyuldu:
- "Kendi kerâmetimi göstermek değil, sadece Hazret-i İbrahim'in mucizesi üzerindeki inkârı kaldırmak istiyorum!"
Ve şeyh yerinden kalktığı gibi, ellerini koskoca mangaldaki harlı ateşin içine soktu. Ateşleri avuçladı, nasipsiz adamın eteğine boşalttı. Yuvalarından fırlamış gözlerle, herkes gördü ki, nasipsiz adamın kumaştan eteğini bile yakmamaktadır ateş. Şeyh yine ateşleri avuçlayıp mangala döktü ve nasipsiz adama hitap etti:
- "Yaklaş mangala ve uzat ellerini!"
Adam elini bir parça uzattıktan sonra kalakaldı. Zira harlı ateş, elini fazla uzatmasına bile mânî olacak kuvvette bir hararet neşrediyordu."
Sayfa 102 - 2.Levha, -İnsan Sır, âlem Sır- Şuurun Doğrudan verileri, İBDA Yayınları