İslam dini bir cihat dinidir dendiğinde CİHAT kelime ve kavramı da anlaşılmadığı için hemen kan dökmek akla gelmekte ve aslında İslamiyet’te gerekmedikçe, nefsi müdafaa noktasına gelmedikçe tavsiye edilmeyen harp ve savaş fikri akıllara düşürülmektedir.
Kuran’da CİHAT insanın daha çok kendi özüne dönük, içedönük mücadelesini anlatır. Cihat CEHD kökünden gelir ve CEHD gayret etme, çabalama, mücadele etme demektir (cehdde karşılıklı bir sarf ediş var, bir taraf İslam aleyhinde, bir taraf İslam lehinde cehd sarf ediyor).
İşte bu yüzden peygamberimiz nefsinle cihad için “cihad-ü ekber” demiştir. Kolay mı, yıllar süren alışkanlıklarla, yanlış öğretilerle ve terbiye edilmemiş nefsinle uğraşmak?
Tebük Seferi’nden dönüşte zafer kazanmışlar ama çok da yorgun düşmüş ashabı.
Peygamberimiz zaferi kazandıktan sonra “Küçük cihattan büyük cihada dönüyoruz” demiş. (Aduni, Keşfu’l-Hafa, I, 425) Peygamberimiz, en kalabalık ordusuyla katıldığı Tebük Seferi’ni “Küçük Cihat” olarak nitelendirmiş.
Ashabı şaşırmış ve “Ya Resulullah (sav), daha savaşımız yeni bitti. Nasıl güç yetiririz yeni bir savaşa?” deyince şöyle cevap vermiş: “Hakiki mücahit nefsine karşı cihat açan kimsedir…”
(Tirmizi, Cihat, 2).
“En büyük cihat nefsimizle olandır…”