o

Okuma Üzerine

2 üye
Takip
Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz ;) yorum ….
Avrupalı kitapseverlerin aldığı, kitapla ilişkinin maddi koşulları, bu ilişkide uyulması gereken kurallar ya da evrensel kitap hakları diyebileceğimiz bir kararının maddeleri ; 1. Yatakta kitap okunamaz. 2. Kitap kenarına not yazılamaz. 3. Yeni kitaplarn yaprakları kesinlikle kesilemez. 4. Yapraklar içeriye kıvrlamaz. 5. Ucuz cilt yaptırılamaz. 6. Sayfalarn çevirmek için parmak Islatılamaz. 7. Yemek sırasında kitap okunamaz. 8. Acemi ciltçilere cilt yaptırılamaz. 9. Kitabın yaprakları parmakla açılamaz. 10. Kitaplar açık olarak bırakılıp bekletilemez. 11. Kitapların üzerine sigara külü düşürülemez. 12. Görme gücüne zarar vereceğinden okurken sigara içilemez. 13. Eski kitapların kapaklarındaki süslemeler kesilemez. 14. Kitap içindeki levhalara yazı yazılamaz. 15. Kitaplara yüz sürülemez. 16. Kitap arasına çiçek, yaprak konulamaz. 17. Kitaplar kap veya altlarından tutulamaz. 18. Kitap üzerine aksırılamaz. 19. Sayfalar arasına konulan koruma kağıtları koparılamaz. 20. İşe yaramayan kitaplar satın alınamaz. 21. Kitaplar kirli paçavralarla silinemez. 22. Kitaplar yemek dolabına ya da konsollara doldurulamaz. 23. Çeşitli kitaplar bir arada ciltlenemez. 24. Kitaplardaki şekil ve haritalar hiçbir nedenle çıkarılamaz. 25. Kitaplar saç tokası, toplu iğne veya firkete ile kesilemez. 26. Ciltlerde Rusya meşini kullanılamaz. 27. Ayakları bozuk masa veya sandalye üzerine kitap konulamaz. 28. Kedi veya çocukların arkasından kitap atılamaz.
Sayfa 310
Okuma Üzerine
Okuma, içimizdeki meçhul alemin kapılarını açan bir anahtar.
Sayfa 114·Kitabı okudu
Okuma Üzerine
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ne Okuyalım?
Türkiye’de yaşayan, Türkiye’den İslâm dünyasını seyreden ve Türkiye’yi önemseyen her Müslümanın, diğer okumalarının yanında, kendisini bilhassa şu beş türde, ömrü boyunca disiplinli, ısrarlı ve istikrarlı bir okuma programıyla beslemesi gerektiği kanaatindeyim. * İslâm’a dair temel okumalar İçinde yaşadığımız coğrafyanın dinamiklerini, İslâm’ı derinlemesine anlamadan kavramak ve algılamak mümkün değildir. İslâm inancı, tarihi ve kültürü her şeye öylesine sinmiştir ki, kritik kodları çözmek ancak İslâm’ı bilmekten geçer. Türkiye, Ortadoğu ve İslâm dünyasının geneliyle alakalı yorumlarında, öngörülerinde veya tepkilerinde sürekli yanılanlara bakınız, hepsinde aynı eksikliği göreceksiniz: İnancıyla, tarihiyle, kültürüyle ve ürettiği insan tipiyle, İslâm’ı kavrayamamış olmak. Kur’ân ve onunla birlikte hadis külliyatı başta olmak üzere, İslâm okumaları hiç bırakılmadan devam ettirilmelidir. * Tarihe ve İslâm tarihine dair okumalar Bir sosyal bilim olarak, tarihin bence en pratik tanımı şudur: Bugünü anlamak ve geleceğe hazırlanmak için, geçmişe ayna tutmak. Belli kurallar dâhilinde, tarihin kendine has bir akışı ve şaşmayan döngüleri bulunduğundan, geçmişte yaşananlar dikkatle okunduğunda, bugün için ışığa, yarın için de net bir yol haritasına dönüşecektir. Burada elbette “Hangi tarih kitabı?” sorusunun cevabına girmeyeceğim. Herkes kendi meşrebine göre bir çizgi tutturabilir. Ancak hangi metin veya kalem okunursa okunsun, bir tarih kaynağı: Hamasetten ve aşırı doz duygusallıktan arınmış olmalı. Anlatımın sebep-sonuç zincirinde kopukluklar bulunmamalı. Sadece “karşı taraf”ı veya “düşman”ı suçlayan bir üslup yerine, özeleştirilere ve muhasebelere de yer vermeli. * Güncel İslâm coğrafyası okumaları Bizler, adına “ümmet” dediğimiz bir bütünün parçasıyız, bir vücudun
Okuma Üzerine
İSLAM COĞRAFYASINA DAİR OKUMA LİSTESİ
Genel: Coğrafyanın geneline dair okumalarla başlama adına, Ira Lapidus’un “İslâm Toplumları Tarihi”yle konuya giriş yapabiliriz. Prof. Dr. Âdem Apak’ın “Siyer-i Nebî”si, bilhassa İslâm’ın doğuş yıllarına dair çok sağlam bir kaynaktır. Prof. Dr. Namık Sinan Turan imzalı “Hilafet - Erken Dönemden Osmanlı’nın Son Yüzyılına”, panoramik bir bakış sunması açısından tavsiye edilir. Oral Sander’in “Anka’nın Yükselişi ve Düşüşü” ise, özet bir Osmanlı tarihi olması bakımından dikkate değer. Ortadoğu: Ilan Pappe’nin kaleme aldığı “Filistin’de Etnik Temizlik”, bence her Müslümanın muhakkak okuması icap eden bir başyapıt. Amin Maalouf’a ait “Arapların Gözünden Haçlı Seferleri”, dünün bugüne ne kadar benzediğini göstermesi bakımdan mühim. Nikolaos Van Dam’ın “Suriye’de İktidar Mücadelesi”, dışarıdan bir bakış sunuyor. Richard P. Mitchell’in “Müslüman Kardeşler” adlı eseri, Mısır yakın tarihinin dikkatli bir panoraması. Ervand Abrahamian’ın yazdığı “Modern İran Tarihi”, Stephen Kinzer imzalı “Şah’ın Bütün Adamları” ve Arshin Adib-Moghaddam’ın editörlüğünde hazırlanan “Ayetullah Humeyni - Politik ve Entelektüel Biyografi” İran için özel tavsiyeler. Balkanlar: Türkiye Maarif Vakfı’nın yakınlarda yayınladığı “Balkanlarda Türk Edebiyatı Tarihi” adlı eser, vazgeçilmez bir başvuru kaynağı. Prof. Dr. Mustafa İsen ve Prof. Dr. Tuba Durmuş tarafından hazırlanan kitap, sadece edebiyat alanıyla sınırlı değil, Balkanlara dair özet bir siyasî çerçevenin yanında dört başı mamur bir kültür tarihi de vaat ediyor. Mark Mazover’in “Selanik”i ve Barbara Jelavich’in iki ciltlik “Balkan Tarihi” keza gözden kaçırılmaması gereken kitaplar. Mağrib-Endülüs: Prof. Dr. İsmail Ceran’ın “Fas Tarihi”, Lucette Valensi imzalı “Avrupa’da Müslümanlar” ve Matthew Carr’ın “Kan ve İman”ıyla birlikte okunmalı. Bunlara
Okuma Üzerine
İSLAM COĞRAFYASINA DAİR OKUMALAR
İslâm coğrafyasını tanımak ve anlamak… Cümleyi bu şekilde yazınca kolay, ama aslında böyle bir hedefe odaklanmak, bütün bir ömrü kaplayacak uzun, devamlı ve yorucu bir çabaya katlanmaya razı olmak demek. Çünkü karşımızda çok katmanlı, çok boyutlu, çok bilinmezli ve çok renkli bir coğrafya var. Üstelik sınırları sürekli genişleyen, devamlı gündemde olduğu için de dünyanın her yerinden herkesin ilgilendiği, bu sayede hakkında yapılan çalışmaların her geçen gün çeşitlendiği bir coğrafya… Geçen yazıda, İslâm coğrafyasına dair güncel okumaları hiç bırakmamak gerektiğinin altını çizerken kastettiğim de buydu zaten. Şimdi, bu muazzam birikime dair aşinalığımızın artması adına birkaç noktaya daha değinmek istiyorum: Sosyal medyadaki tuzak Sosyal medyayı “yegâne bilgi kaynağı” görmek, günümüzde her yaştan insanın düştüğü en büyük tuzaklardan biri. Evet, oradaki bilgi akışı mühim, ama bilginin malumat olmaktan çıkıp marifete dönüşmesi ve tefekküre kapı açması için, okumanın bereketinden kopmamak gerekiyor. Sosyal medyada birkaç hesap takip ederek İslâm coğrafyası öğrenilmez ve anlaşılmaz. Temeli oturtmak için, ekranlardan satırlara dönmek şart. Üstelik ekranların dikkat dağınıklığı, odaklanma problemleri ve hafıza zayıflığını beraberinde getirdiği artık herkesin kabul ettiği dezavantajlar. Asılsız ve yanıltıcı içeriklerle manipülâsyonlar da cabası. Çizilmiş haritaları çizebiliyor muyuz? Genç arkadaşlarla sürdürdüğümüz İslâm dünyası çalışmalarında, sözü mutlaka haritalara getiririm, hatta zaman zaman harita çizme atölyeleri de yaparız. Harita çizmek ve coğrafyamızın hudutlarını zihinlerde canlandırabilmek, olmazsa olmazlarımızdandır zira. Ancak şunu esefle müşahede etmişimdir: Batılıların çizdiğinden -haklı biçimde- şikâyet ettiğimiz haritalarımızı, o haliyle bile kâğıda
Okuma Üzerine
Nasıl Okuyalım?
İnsanoğlunun fıtratında iki uç, bir arada ve daima rekabet halindedir: İnsan hem sonu gelmez emeller ve hayaller peşindedir -irfan geleneğimizde buna “tûl-i emel” denir- hem de bir gününü bile tutarlı biçimde planlayamayacak kadar sabırsız ve aceleci bir varlıktır. İçindeki sonsuz istekler onu dünyada sürekli ve hırslı bir çaba içinde davranmaya zorlarken, sabırsızlığı ve aceleciliği yüzünden hedeflerine yeterince odaklanamaz. İçlerindeki bu iki zıt kutbu ortada bir yerde buluşturabilenler ise, tutarlı bir şahsiyet kazanacak, kalıcı eserler verecek, iz bırakacak ve çığır açacaktır. İmtihanımızın düğümlendiği noktalardan biri tam burasıdır. Fıtratımıza katılan bu maya, bilhassa kitap okuma serüveninde bir handikap olarak karşımıza çıkar. Hem çok fazla şey okumak isteriz, sürekli kitap satın alırız, kütüphaneler kurarız, dört yanımızı kitaplarla doldururuz… Hem de kitaplar arasında dolaşırken bir türlü istediğimiz kıvamı yakalayamayız, kitapların sayısı artarken okunacak metinler masamızda ve kütüphanemizin raflarında mahzun mahzun bizi seyreder… Peki, dengeyi nasıl bulacağız? Okuma konusunda istikrara nasıl kavuşacağız? Fıtratımızdaki sonu gelmez emellerle sabırsızlığımızı hangi düzlemde buluşturacağız? Faydası tartışılmaz okuma eylemini, en verimli biçimde nasıl hayata geçireceğiz? Bu soruların hepsine cevap olarak, okumanın usulüne ve tabiatına dair bazı noktalara işaret etmek istiyorum: Evvela, yayınlanan her kitabı okumaya ömrümüzün yetmeyeceği gerçeğiyle yüzleşeceğiz ve meseleyi zihnimizde normalleştireceğiz. 200 yıllık ömrümüz olsa, soluk almadan devamlı okusak, sadece ibadetlere vakit ayırıp zamanımızın kalanını tümüyle kitaplara hasretsek bile, yazılan ve basılan eserlerinden arkasından hiç yetişemeyeceğiz. Bu gerçeği soğukkanlılıkla kabullenmek, kitaplara
Okuma Üzerine