p

Peygamberimiz

7 üye
Takip
Ne Mekke'de, ne Hicret'te, ne Bedir'de, "Yâ Rabbi! Artık dayanamıyorum. Niçin bu kadar yükü omuzlarıma yükledin?" demedi.
Sayfa 57·Kitabı okudu
Peygamberimiz
Düşünsene eğer Peygamber'imiz Melek olsaydı, rahatlıkla: 'Ama ben O'nun gibi yapamam ki O bir Melek sonuçta. Ben insanım, ühühühüüüüü diye ağlayıp üzülebilirdik. Ama şu an büyük bir enerji ve gayretle Peygamber'im yaptıysa ben de yaparım. Sonuçta ikimiz de insanız' diyebiliyoruz. İşte Peygamberler bu açıdan çooooook önemlidirler. Onlar dosdoğru, tastamam, en güzel biçimde önümüzde yol açan rol modellerdir.
Sayfa 15·Kitabı okudu
Peygamberimiz
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
MEDİNE’NİN EN KARANLIK GÜNÜ Enes b. Mâlik’in hiç unutamadığı iki gün vardı. İlki Allah Resûlü’nün Medine’ye geldiği gündü. O günden daha güzel ve daha parlağını görmemişti hayatı boyunca. Hz. Peygamber’in gelişiyle birlikte Medine’deki her şey aydınlanmıştı sanki. Enes b. Mâlik’in unutumadığı diğer gün ise Allah Resûlü’nü vefat etmeden son kez sabah namazında gördüğü gündü. Allah’ın Elçisi yedi sekiz gündür ağır hastaydı. Bu yüzden mescitte namazları Hz. Ebû Bekir kıldırıyordu. O gün de sabah namazı için sahabiler saf tutmuşlardı. Biraz sonra mescide bitişik olan Hz. Aişe’nin kapısındaki perde aralandı. Hastalığına rağmen yüzü Mushaf yaprağı gibi güzel ve parlak olan Sevgili Peygamberimiz, ashabını izliyordu oradan gülümseyerek. Hz. Peygamber öğle vaktine doğru “Refîk-i A’lâ’ya/En Yüce Dosta” diyerek Rabbine kavuşmak üzere son nefesini verdi. Enes b. Mâlik, hayatında o günden daha karanlık ve daha kötü bir gün görmemişti. Hz. Peygamber’in vefatıyla birlikte Medine’deki her şey âdeta karanlığa gömülmüştü. Diyanet İşleri Başkanlığı
Peygamberimiz
Nasıl gittin ya Resulullah sana eziyet eden Ebu cehilin kapısına 200 küsür kez nasıl gittin, helak azabı inen Ebu lehebe 70 kez nasıl gittin, taifte taşlamadılar mı , büyücü demediler mi, biz ki bize hakaret edene öbür tarafta görüşürüz diyip kibirlenen insanlarız...
Peygamberimiz
PEYGAMBER EFENDİMİZİN (SAS) İSİMLERİ Sevgili Peygamberimize övülen, övgülere layık manasındaki Muhammed ismini dedesi Abdülmuttalib vermiştir. Bu ismi neden koyduğu sorulunca, “İstedim ki onu Yüce Allah göklerde, insanlar da yeryüzünde övsün!” demiştir. Bir diğer ismi olan Ahmed’i, Yüce Allah Kur’an’da zikretmiş, İncil’de Hz. İsa’nın onun geleceğini müjdelediğinden bahsetmiştir. Başka bir ayette ise onu kendi isimlerinden olan çok şefkatli ve çok merhametli anlamlarına gelen Raûf ve Rahîm ile nitelendirmiştir. Resûlullah’ın isimlerinden biri de Kâsım’dır: “Ben ancak Kâsım (paylaştıran) olarak gönderildim ve (dağıtılması gerekenleri) aranızda taksim etmekteyim.” Onun hadislerde geçen isimlerinden bir kısmını da şöyle sıralayabiliriz: el-Mukaffî (peygamberlerin ardından gelen), el-Hâşir (insanların arkasında toplandığı), el-Mâhî (küfrün kendisiyle mahvedildiği)… Bazı İslam âlimleri Peygamberimizin isimleri arasına Mustafa, Müctebâ, Hâdi, Beşîr, Nezîr, Dâî, Sirâc ve Münîr gibi sıfatlarını da eklemiştir. Diyanet İşleri Başkanlığı
Peygamberimiz
PEYGAMBERİMİZ VE GENÇLER Allah Resûlü, inançlı, dindar, ahlaklı ve iffetli bir gençlik oluşturabilmek için her fırsatı değerlendirmişti. Kimi zaman çarşıda pazarda, kimi zaman evlerde veya mescitte, bazen yolda giderken kısacası uygun bulduğu her ortamda ve her vakitte İslam’ın aydınlığında yürümeleri için gençlere yol göstermişti. Bir seferinde aynı binek üzerinde yolculuk yaptıkları sırada arkasında oturan genç yeğeni Abdullah b. Abbas’a şunları söylemişti: “Delikanlı! Sana bazı şeyler öğreteceğim. Allah’ı gözet ki Allah da seni gözetsin. Allah’ı gözet ki Allah’ı daima yanında bulasın. Bir şey istediğinde Allah’tan iste! Yardıma muhtaç olduğunda Allah’tan yardım dile! Şunu bil ki bütün insanlar sana fayda vermek için toplansa Allah’ın takdiri dışında sana faydalı olamazlar. Ayrıca bütün insanlar sana zarar vermek için toplansa Allah’ın takdiri dışında sana hiçbir şeyde zarar veremezler. Bu konuda kalemler kaldırılmış, sayfalar(daki yazılar) kurumuştur.” (İbn Hanbel, Müsned, I, 293) Diyanet İşleri Başkanlığı
Peygamberimiz