p

Postmodern Çöküş

2 üye
Takip
POSTMODERNİZMDE DE HÜSRAN!..
(...) 20. asırda bilgi ve bilim felsefesinde yaşanan çeşitli krizler neticesinde, aklın mutlak olanı kuramayacağı anlaşılınca, Batı düşüncesi derin bir umutsuzluğa sürüklenmiştir. Modernizmin akıl ve bilimle yeryüzü cenneti kurma vaadi çökünce, yerine postmodernizm denilen, nesnel ve herkes için geçerli bir hakikatin olmadığını savunan rölativist bir epistemoloji doğmuştur. Fransız düşünür Jean François Lyotard, postmodernizmi "büyük anlatılara karşı duyulan inançsızlık" olarak tanımlamıştır. Büyük anlatılardan kasıt; dinler, aydınlanma felsefesi, Marksizm veya bilimin ilerlemeci vizyonu gibi dünyayı tek bir sistemle açıklamaya çalışan tüm genel geçer teorilerdir. Postmodernizm, aklın mutlak hakikati bulamayacağını kabul etmiş; ancak buradan "O hâlde mutlak hakikat diye bir şey yoktur" gibi vahim bir sonuca sıçramıştır. Ancak bu, düşünce için bir son değil, gerçek başlangıcın zemini olmalı ve insanı doğrudan doğruya Mutlak Fikrin gerekliliğinin idrâkine götürmelidir. -REHA KANSU, " Salih Mirzabeyoğlu’nun “Bütün Fikrin Gerekliliği” Tezi (2)", besincidevre.org, 28 Mart 2026-
Postmodern Çöküş
NETİCE...
Varlık, tamamlanmışlığı, sınırları çizilmişliği ve kendi içinde değişmez bir özü ifade eder. Oluş ise bitmemişliği, sürekli bir akışı, ihtimalleri ve devam eden bir süreci temsil eder. Modernizm varlığı esas alır; çünkü dışarıda, bizden (gözlemciden) bağımsız bir şekilde duran, incelenmeyi ve "keşfedilmeyi" bekleyen sabit bir gerçeklik olduğuna inanır. Postmodernizm oluşu esas alır; çünkü hiçbir şeyin nihâi bir formda dondurulamayacağını, her şeyin ânbeân dil, kültür, tecrübe ve gözlemci aracılığıyla yeniden "inşa edildiğini" savunur. Modernizmde bir şeyin "ne olduğu" bellidir. İnsan tabiatı, kâinatın işleyişi, tarihin yönü sabittir. Akıl, dış dünyayı, teknik aletleri ve eşyayı fethetmeye çalışır. Postmodern kâinatta sabit bir "öz" yoktur. Kimliklerimiz, doğrularımız ve gerçeklik algımız, bulunduğumuz bağlama göre sürekli bir değişim ve dönüşüm (oluş) hâlindedir. Tıpkı kuantum fiziğinde parçacıkların gözlemlenene kadar bir "ihtimaller dalgası" halinde olması gibi, postmodernizmde de mana ancak süjenin (öznenin) nesneyle kurduğu ilişkide anlık olarak var olur ve sonra tekrar akışa karışır. Akıl da postmodernizmde yerini, kendi üzerine kapanan, kendi sübjektivitesini seyretmekten zevk alan ferdî zekâya bırakmıştır. Bu durum, yani kendi ürettiği çoklu gerçeklikleri, kendi farklı perspektiflerini izlemek, aslında hayatın kendine değer vermesidir ve sübjektif realitenin objektif realiteyi yenmesidir. Ancak bu özgürleşme, modernitenin sunduğu tablonun tam aksine, günümüzde hiçbir sabitenin kalmadığı bir akışkanlık durumuna yol açmıştır. Neticede insanlık; modernitenin o boğucu, mekanik ve soğuk objektivizminden kaçarken, kendini hakikatin tamamen değersizleştiği, manipülasyona sonuna kadar açık, kaotik bir hiçlik panayırının ortasında bulmuştur.
Postmodern Çöküş
Reklam
POSTMODERNİZMİN KAOTİK ve YAMALI TEORİSİ...
Postmodern epistemoloji, köklerini Nietzsche'nin "Gerçekler yoktur, sadece yorumlar vardır" sözünden alır. Umumî bir hakikate ulaşabilmek için, insanın dünyadan, kendi kültüründen, dilinden ve biyolojisinden tamamen soyutlanarak kâinata dışarıdan, tarafsız bir noktadan bakabilmesi gerekir. Postmodernizm, insanın hiçbir zaman bu konuma erişemeyeceğini, her zaman belirli bir bedenin, kültürün ve zamanın içinden (yâni spesifik bir perspektiften) dünyaya bakmaya mahkûm olduğunu belirtir. Klasik fiziğin o sarsılmaz objektivizmini taklit ederek kurulan o ideolojiler, postmodernizme göre gerçekliğin aslında gözlemciye, bağlama ve dile göre değişen sübjektif bir doğası olduğunun anlaşılmasıyla geçerliliğini yitirmiştir. Fransız düşünür Jean François Lyotard, bu yeni felsefi manzarayı tasvir etmek için postmodern durum tabirini kullanmış ve onu büyük anlatılara duyulan güvensizlik olarak tarif etmiştir. Postmodernizm, bu açıdan, Lyotard’ın meşhur tanımıyla "büyük anlatılara (ideolojilere) duyulan inançsızlıktır." Modernitenin meşruiyetini sağlamak için ürettiği aydınlanma, aklın özgürleşmesi, tarihin ilerlemesi gibi o muazzam ve kapsayıcı hikâyeler artık inandırıcılığını yitirmiştir. Lyotard'a göre bilginin meşruiyeti artık dışarıdan, mukaddes bir kaynaktan yahut umumî bir felsefi sistemden gelmez. Bilgi, ancak mahallî ve geçici uzlaşmalarla, küçük ve parçalı anlatılarla ayakta durabilir. Büyük projelerin iflas ettiği bu çağda, farklılıklar, azınlık sesleri, şahsi tecrübeler ve birbirine indirgenemez dil oyunları ön plana çıkar. __Modernizmin o tek tipçi, herkesi aynı hakikat şemsiyesi altında toplamaya çalışan baskıcı tavrı reddedilir. Bunun yerine, hiçbir anlatının diğerine üstün olmadığı, her söylemin kendi sınırları içinde geçerli sayıldığı çok
Postmodern Çöküş
Pizza teslimatı büyük bir endüstriydi. İdari bir endüstriydi. İnsanlar bunu öğrenmek için dört yıl bo­yunca CosaNostra Pizza Üniversitesi'ne gitmişti.
Postmodern Çöküş
NEREYE BAKSAN BİR "POST..."!..
Zamanın ruhu, bir bakıma postmodern ögelerle dolu, modernliğin radikalleşerek yoluna devam ettiği bir sürecin yemişiyle içeriklenmiştir. Diğer yandan posthümanizm insan sonrası dünyayı kendine mevzubahis etmekte, transhümanizm vasıtasıyla ise Tanrının eksiğini kapatmak adına modern bilimin maharetleri devreye sokulmaktadır...
Sayfa 76 - III.Bölüm -Zamanın Ruhu ve Kapitalizm- Kudema Yayıncılık
Postmodern Çöküş
Reklam