"Bu dünyada doğru dürüst bir şeyler yapabilmek için hâlâ cesaret ve inancım olsaydı, ne yapardım biliyor musun?" "Hayır," demiştim. "Zengin ailelerin çocuklarına bakacak bir cemiyet kurardım," diye konuşmasına devam etmişti. Yüzü yine kızarmıştı. "O aptallar 'toplumun dışındakiler' deyimini hep fakirler için kullanırlar." (Syf 53)
Spoiler vb türevleri bulunmaması için iki elin izin verdiği, fikrin hükmettiği kadar çaba gösterilecektir.
===============================
Bireyde ön plana çıkan yabancılaşma halinin "normal" tanımından ayrılamayan, bazen ise ekmek su gibi bir ihtiyaç haline geldiği bir asrın çocuklarıyız.
Okuduğumuz kitaplarda bile halinden memnun olan, vatanına ve kendine küsmeyen bir insan yoktur, Mustafa Güzelgöz dışında.
Bknz:
"Kötülere kızıp yurdumuza, halkımıza asla küsmem."
-Eşekli Kütüphaneci, Fakir Baykurt- syf 110
Anadolu insanımızın yaşamayı ve görev bilincini edilgen değil etken algılamasına bağlayalım =]
Palyaço anlatacaktım. Nereden geldim de Eşekli Kütüphaneci'ye laf attım. Manasız görünüyor. Ama içinde bir anlam barındırıyor. Kendi içselleştirmeme tabii.
Velhasıl Palyaço =]
Evet, Palyaço..
PALYAÇO.
Bu sayfalarda günümüz dünyasında çok sık rastalanan bir konu işleniyor basit olarak ifade edecek olursam: Yabancılaşmak.
Ancak yabancılaşmak kelimesinin altında türlü yaşanmışlıkları ve bir ağacın dallanan yaprağı, kolu gibi farklı budanmayı bekleyen uzantıları var.
Tutun ki hepimizin dilinde olan; varoluşsal sancı ve yabancılaşmayı kendimize ait kimya laboratuvarında, bu kitap özelinde incelemek istedim ve yaptım. =]
================================
"Hegel’e göre yabancılaşma, bireydeki ruh ile fizik arasındaki zıtlığın sonucunda meydana gelir.
Yabancılaşmanın hastalıklı değil de doğal bir olay olduğunu savunan Hegel (Özbudun, Markus &