Merhaba ben Nilsu, dünyanın iyi bir yer olduğuna, yaşamın içimizde coşku uyandırdığına, gündüzün, güneşin, yağmur sonrası açan gökkuşağının, ahmak ıslatanın mucizesine; yaratımın şahaneliğe inanıyor belki bu açıdan saf kalıyorum. “Ya sen çok iyi niyetlisin” diyen arkadaşlarım, siz haklı olabilirsiniz, dünya sanırım sandığım kadar iyi bir yer değil ama itiraf edin siz de bu kadar organize ve açık bir kötülük ağı olduğunu tahmin edemezdiniz.
…
Kötülük, nasıl bu kadar organize olur?
…
Suça seyirci kalmak, sandığınızdan çok daha yaygın bir insan davranışı. Tekmeleyeni durdurmadıkça, kediyi tekmelememek, sizi iyi biri yapmıyor. Kötülük karşısında susan herhangi biri yapıyor o kadar. Bu eylemsizliğimizin bir üst raddesi de suçun parçası olmak. Kediyi tekmelemek değil belki, ama tekmelenmesi için gerekli zemini yaratmak. Neden bahsediyorum, şey, kötülüğün kurumsallığından.
Evet sevgili okur, kötülük bir fabrikadır; her bir dişlinin tıkır tıkır çalıştığı bir fabrika…kötülük de sıradanlaşır. İşe dönüşür, rasyonelleşir.
Denklemler mükemmel olmalıdır ki bombalar ölümcül olsun. Sıradan insanlardır bunlar. Kanlı zeminleri silen, çocukları oradan oraya taşıyan, cesetleri gömen, insanları döven, tuzaklar kuran, şiddet videoları çeken, şantajlar yapan sıradan insanlar. Kötülük fabrikasının vardiyalı işçileri, mesai saatinin dolmasını bekliyorlar bir de maaşlarını zevkle harcıyorlardır, kim bilir.
Substack/ Nilsu Yiğitoğlu Hasgül