Substack

1 üye
Takip
Merhaba ben Nilsu, dünyanın iyi bir yer olduğuna, yaşamın içimizde coşku uyandırdığına, gündüzün, güneşin, yağmur sonrası açan gökkuşağının, ahmak ıslatanın mucizesine; yaratımın şahaneliğe inanıyor belki bu açıdan saf kalıyorum. “Ya sen çok iyi niyetlisin” diyen arkadaşlarım, siz haklı olabilirsiniz, dünya sanırım sandığım kadar iyi bir yer değil ama itiraf edin siz de bu kadar organize ve açık bir kötülük ağı olduğunu tahmin edemezdiniz. … Kötülük, nasıl bu kadar organize olur? … Suça seyirci kalmak, sandığınızdan çok daha yaygın bir insan davranışı. Tekmeleyeni durdurmadıkça, kediyi tekmelememek, sizi iyi biri yapmıyor. Kötülük karşısında susan herhangi biri yapıyor o kadar. Bu eylemsizliğimizin bir üst raddesi de suçun parçası olmak. Kediyi tekmelemek değil belki, ama tekmelenmesi için gerekli zemini yaratmak. Neden bahsediyorum, şey, kötülüğün kurumsallığından. Evet sevgili okur, kötülük bir fabrikadır; her bir dişlinin tıkır tıkır çalıştığı bir fabrika…kötülük de sıradanlaşır. İşe dönüşür, rasyonelleşir. Denklemler mükemmel olmalıdır ki bombalar ölümcül olsun. Sıradan insanlardır bunlar. Kanlı zeminleri silen, çocukları oradan oraya taşıyan, cesetleri gömen, insanları döven, tuzaklar kuran, şiddet videoları çeken, şantajlar yapan sıradan insanlar. Kötülük fabrikasının vardiyalı işçileri, mesai saatinin dolmasını bekliyorlar bir de maaşlarını zevkle harcıyorlardır, kim bilir. Substack/ Nilsu Yiğitoğlu Hasgül
Substack
Algoritmaların dünyası sizi o kadar kutuplaştırıyorki belkide ait olmayacağınız bir fikri savunur hale geliyorsunuz. Çünkü bir tarafın savunucusu olma hissi sizi ele geçiriyor. Aslında ben bunu şuna benzetebilirim. Antik Roma’da gladyatör dövüşü izlediğinizi düşünün. Arenada bir vahşet var. Kan gözyaşı dolu anlar yaşanıyor. Sizde bu vahşetin bir taraftarı haline geliyorsanız. Sizin için önemli olan aidiyet hissini yaşamak. Ama bu aidiyet hissi aslında sahte bir kimlik. Siz sadece o linç anında kendi benliğinizi bütünleştirdiğinizi sandığınız belkide çok saçma bir konu hakkında bir şey savunuyorsunuz. Malesef bu dünyaların içindeyken bunun farkında olamıyorsunuz. Farkında olmanızda istenmiyor zaten. Substack/ C. Selim Başbuğ
Substack
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
20’li yaşlar derler ya, hayatın en güzel zamanı. kim söyledi bunu bilmiyorum ama eksik söylemiş. bu yaşlar aynı zamanda en belirsiz zamanlar. ne olduğun belli değil, ne olacağın hiç belli
Substack
Konfor size ne zaman öğretmeyi bitirdiğini asla söylemez. Bunu ancak daha sonra, değişmeyi bıraktığınızda fark edersiniz. Gelişmeyi bıraktığınızda bile, hâlâ seçim yapıyorsunuz demektir. Değişmemek bir karardır. Kalmak da bir karardır. Konfor işte böyle sessizdir. Sizi uyarmaz. Yavaş yavaş yerleşir. Ve bir gün etrafınıza bakarsınız ve hiçbir şeyin yanlış olmadığını ama hiçbir şeyin de canlı olmadığını fark edersiniz. “ Gelişimde huzur yoktur, huzurda da gelişim yoktur .” — Paul Boese Konfor, tehlike işaretlerini görmezden gelmemize neden olabilir. İşler, sistemler, ilişkiler, inançlar... Bunların içinde kalırız çünkü en azından tanıdıktırlar. "Buna alışkınım" demek, "Bu benim için iyi mi?" diye sormaktan daha güvenli hissettirir. Çoğu zaman rahatlık, huzur olarak gelmez. Tembellik, bilinmeyenden korkma veya tekrar denemek zorunda kalmamanın verdiği rahatlama olarak gelir. Rahat olmak nadiren zaten bildiklerinizden, verdiklerinizden, tahammül ettiklerinizden daha fazlasını gerektirir. Ve tanıdık acı, genellikle bilinmeyen olasılıktan daha güvenli hissettirir. “ İnsanlar acılarına tutunurlar. Acıdan kurtulmak, acının kendisinden çok daha zordur .” — David Foster Wallace Eğer hayatınız size küçük geliyorsa, kendinize nazikçe sorun: Dinleniyor muyum yoksa hareket edemeyecek kadar rahat bir hayat mı yaşıyorum? Konfor güvenli bir yerdir. Ama güvenli yerler sizi gitmeniz gereken yere götürmez. Hayat değişimdir. Hayat evrimdir. Dinlenmenize izin var, ancak geçmeniz gereken yerde yuva kurmayın. Çünkü rahatlık içinde çok uzun süre kalırsanız, duraklamazsınız, yavaş yavaş vazgeçersiniz. Substack/ teodoraa
Substack

Substack Konusuna Benzer öneriler

Hayata Dair22,1bin üye · 804 yeni gönderi
Takip
k
Kişisel Gelişim Psikoloji251 üye · 14 yeni gönderi
Takip
2026 Okuma Raporları276 üye · 9 yeni gönderi
Takip
O zamanlar benim pençelerim sivriydi. Sevdiklerimi kendimden başkasına yaklaştırmayan tıslamam vardı. Gözümün önünde cereyan etmeyen şeylerin bana zarar yazdığını düşünürdüm. Sahiplenmekti sevgi.
Substack