Halimiz vardı da,şansımız var mıydı? Gençlik yokluğa atılan bir zardı... Her şeyi düşünecek kadar uzun vakit bulmak zordur...
İkimiz de kabımızdan taşacaktık ama nereye dökülecektik? Bu soruların cevabını biliyorduk artık erik ağacının altında.
Yeni sorular vardı şimdi. Yeni düğümler. Yine yan yana çözmeyeceğimiz düğümler.
Bir sonraki buluşmaya kadar bunları da halledeceğimize söz verdik. Birbirimizin yanında durmak bize güç vermişti. Kalkıp bir yere gitmedik. Zaten ona vakit yoktu. Hiçbir yer de eski yerinde değildi. Bunca savrulmaya ve değişime rağmen aynı dili konuşmamız ne mutlu tesadüftü değil mi? Hiç kopmamış gibi. Aklıma bu geldi şimdi. Dilimi unutmamışsın... Hepsini elini koymuş gibi buldun. Ben de seni kaybolduğun yerde bulmuştum o gün. Sanki geçmişte, elimizi koymuş gibi bulmuştuk birbirimizi. Sanırsın erik ağacı değil, zaman makinesi.
Substack/ Nil Karaibrahimgil