SENİN ALTINLARIN ANCAK BENİM CAMİMİN HARCI OLUR;
Avlunun geri köşelerindeki iki minare onlardan daha alçacık ikişer şerefeli düzgün minarelerdir, ama sol tarafındaki üç şerefeli minareye cevahir minare derler, adının sebebi odur ki Süleyman Han bu camiyi yaparken biraz sağlamlaşması için bir sene bekleyip başka hayratlar yapmaktaydı.
Acem şahlarından Şah Tahmasb, Süleyman Han'ın camiden fe- ragat ettiğini duyup tez bir büyük elçi tedarik edip bin kese mal ve bir kutu kıymetli çeşit çeşit mücevher ile bir de mektup yazmıştı.
Şöyle diyordu:
"Duyduk ki camiyi tamamlamaya kudretiniz kalmayıp fera- gat etmişsiz. Size dostluğa binaen şu kadar hazine mal ve bu ka- dar mücevherler gönderdik. Bu mücevherleri satıp bu mali sarf edip camiyi tamamlamaya çalışın, bizim dahi hayratınızda his- semiz ola."
Elçi, bunun gibi hakaret edici sözlerin olduğu mektupla ale- lacele Süleyman Han'a geldiği sırada cami denizler gibi işçi ve ustalar ile yapılıyordu. Süleyman Han mektupta yazanlardan ateş gibi oldu. Bin kese malı bütün İstanbul Yahudilerine elçi önünde dağıtıp bir parça kalmadı.
Elçiye hitap edip buyurdular ki:
Rafizi rúz-i kıyamet har-búd zin-i Tebúd
"Böyle olacak; size binecek Yahudi topluluğu efendilerinize maliniz nasip ola ki kıyamet gününde size bindiklerinde mahmuz ve kamçı vurmayalar. Yoksa sizin gibi namaz kılmayan insanla- rin cami hayrında ilgileri ne ola.
Bir kutu mücevheri yine elçi önünde Mimar Sinan'a verip:
"Bu değerli diye gönderdiği taşlar, benim camimin taşları ya- nında değersizdir. Tez bunları diğer taşlar içine koyup harcın içi- ne kat" dedi.
Elçi bu hâli görünce akıl dairesinden çıkıp sustu ve hayrette kaldı. Mektubuna karşılık nice boş sözler ile mektuplar yazıldı ve elçi Revan tarafına yola çıktı. Beri tarafta usta Mimar Sinan bu mücevherlerle bir