Biliyordu ki bu sorun; dünya sorunuydu, bütün ülkelerde yaşanıyordu böyle vakalar,intikam, kötülük hepsinden bahsediliyordu, bu gerçekten çözüm müydü, acaba tek bir kişiden intikam almak ya da onu öldürmek bu olanları temizleyecek miydi? Kirletilen ruhları, masum tenleri, damarlarındaki kanları; her dokunulduğunda kurumaya yüz tutmuştu, tekrar işlevlerini yürütecek miydi? Maalesef böyle vahşi hayvanlar hep evimizin çevresinde, bahçemizde yetiştirdiğimiz güzel hayallerimizde dolaşıp durucaklardı, avını bekleyen kurtlar gibiydiler, bunlara kesin çözüm bulmak gerekiyordu. En önemlisi bilinçlenmekti, çocuk ve aile olarak bilinçlenmek, korkmadan dile getirmek, haykırmak, bütün bedenimizi dikenli tellerle çevrelemek gerekiyordu. Hemen hemen her gün taciz vakalarını haberlerde duymaktan bıkmıştı.
Gelişen vücuduma inat kafamı omuzlarımın içine gömüyor, sırtımı kamburlaştırıp kadınlığımı görünmez kılmayı deniyordum. Belki o zaman erkeklerin kötülüklerinden koruyabilirdim kendimi."
Bir mektup bırakmıştı arkasından Tuğba, 'Anneme ve babama gidiyorum, onları çok özledim.' Sadece bu kadardı işte. Birinin leş uçkuru; zeki, yetenekli, dünya güzeli bir kız çocuğunu toprağın altına göndermişti."