Tapma ya da büyük saygı, insanın yalnız taptığı varlığa değer vermek için değil, fakat aynı zamanda onu kendisine lütufkâr kılma ya çalışmak amacıyla ona herhangi bir korku ile boyun eğmek için de duyduğu bir eğilimdir. Böylece biz ancak bize iyilik veya kötülük yapmaya gücü olduğuna hükmettiğimiz özgür sebeplere, ikisinden hangisini yapacaklarını bilmeksizin, taparız. Çünkü kendilerinden ancak iyilik beklediğimiz özgür sebeplere karşı, basit bir tapmadan çok, sevgi ve saygı da duyanz; kendilerinden ancak kötülük beklediğimiz, özgür sebeplere karşı da kin ve nefret duyarız; “bu iyiliğin veya bu kötülüğün sebebinin özgür olduğuna hükmetmezsek, onu lehimize kazanmaya çalışmak için ona boyun eğmeyiz. Böylece Paganlar yani İlk Çağlar’da çok tanrılara tapanlar, korulara, pınarlara veya dağlara taptıkları zaman, aslında bu cansız şeylere değil, fakat bunlara hükmettiğini sandıklan tanrılara taparlardı.