Yılbaşı eğlencesinin kültürel bir faaliyet değil itikadi bir konu olduğunu gördüğümüzde karşımıza "teşebbüh"
konusu çıkıyor. Teşebbühün, "benzemek,müşâbehet etmek, zorla benzemeye çalışmak" gibi manaları vardır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), ehl-i küfre teşebbühün tehlikesine işaret için şöyle buyurmuştur:"Kim bir kavme benzemeye azmederse o,ondandır." Diğer bir hadis-i şeriflerinde ise, "Bir kişi, diğer bir kişinin ameline, yoluna ve âdetine razı olursa, muhakkak ki o,onlardandır." buyurmuşlardr. Benzemek, inanç ve itikadi esaslarda olacağı gibi fikir, söz ve fiilde de olabilir. Benzemek,küfre olursa, küfür; mâsiyete olursa, mâsiyet; hayra ve güzelliğe olursa makbul ve muteberdir. Bundan dolayı yılbaşı adı altında yapılanlar,itikadı zehirleyen bir iğnedir.İslam, başkasına benzeme ve bilhassa kâfirleri ve fâsıkları taklit etme hususunda sınırları belirlemiştir. Çünkü küfür alâmeti sayılan söz, fiil, ådet ve yaşayişta ehl-i küfrü taklit etmek, küfür sayılmiştır.İbn-i Ömer (r.a.), teşebbüh hakkında şöyle buyururlar: "Bir kimse müşriklerin arzına ev bina edip, onların bayramlarına katılmak suretiyle onlara benzerse, o kimse kıyamet günü
onlarla beraber haşrolunur."Peygamber Efendimiz(s.a.v.), ümmetini, ehl-i küfre
benzemek ve onlara sevgi beslemekten
sakındırmışlardır. Sünnet-i seniyyeleriyle de bunu fiilen tatbik etmişlerdir.Onlar saçlarını uzatırlarsa,O kısaltıyor, onlar kırmızı giyerlerse,O beyaz giyiyor,onlar sol elle yerse,O sağ eliyle yiyor, onlar yatarlarsa O uyanık duruyor, onlar bir gün oruç tutarlarsa, O iki gün tutuyor ve onlara her hususta muhalefeti ve sünnet-i seniyyeye sarılmayı emrediyor.