EMRAH

EMRAH
@biristanbulbeyefendisi23
kitaptap.com/biristanbulbeye... Okumanın zevkine,kitap sizinle konuşmaya başladığında varırsınız... Herkes bilmesi gerektiği kadarını bilsin,yeter. 04062024_Dönüm Noktası
"Nasip olmayan her şeyden mahrum değil de muhafaza edildiğine iman edince kalbinize olan eziyetiniz de bitiyor."
1000k
Reklam
EL AZÎZ
Şehrin o zamanki merkezi Harputtu. Savunmaya elverişli konumu ve yüksekliğiyle kale-şehir olarak gelişmişti. Ancak 19. yüzyılda stratejik önemini kaybetmeye başladı. Ulaşımın zor olması ve tren yolunun da ovadan geçmesiyle, bugünkü Elâzığ şehrinin bulunduğu “Agavat Mezrası yeni yerleşim yeri olarak seçildi. Yeni yerleşim yerinin gelişmesi için imar çalışmaları başlatıldı. Sultan Abdülaziz Han, bölgeye özel bir ehemmiyet verdi. Vali İzzet Paşa zamanında, padişaha ithafen yeni yerleşimin adı Ma'müratül-Aziz olarak belirlendi. Böylece şehir, hem merkezi hem de sancak olarak imar edenle müsemma hâle geldi. Zamanla dile kolay geldiği için El Aziz şeklinde söylenmeye başlandı. 1937'de önce Elazık'a,ardından Elâzığ'a çevrilince Abdülaziz Han'ın bölgedeki hatırası silinmiş oldu.
Sayfa 19 - İsmi ile Müsemma Olamayan Şehirler·Kitabı okuyor
1000Kitap
Diyar-ı Bekr
Kadim bir geçmişe sahip bu şehrin eski ismi Amid'dir. Rivayete göre bu isim, Hazret-i İbrahim'in (a.s.) torunlarından Amid b. Bülendi'den gelir. Hazret-i Ömer (r.a.) döneminde (M. 639) Müslüman ordularınca fethedildikten sonra,Dicle kıyısında yaşayan Rebia Arapları'nın iki büyük kabilesinden biri olan Bekr b. Vâil kabilesi buraya yerleşti; bölge Diyâru Bekr veya Diyâr-ı Bekr olarak isimlendirilmeye başlandı. Bu ismin ne zamandan beri kullanıldığı kesin olarak bilinmese de 8. asırdan itibaren kaynaklarda yer aldığı tespit edilmiştir.
Sayfa 18 - İsmi ile Müsemma Olamayan Şehirler·Kitabı okuyor
1000Kitap
Bakkal
Bakkallar, 20. yüzyılla birlikte kapitalist sistemin taşradaki önemli tevzi merkezlerinden biri hâline geldi. Şehirde sıradan, taşrada ise lüks sayılan ne varsa önce burada tanıtıldı, sonra yayıldı. Mumla, çırayla aydınlanan evler gaz yağıyla; çarık giyen halk, lastik ayakkabıyla ilk kez bakkalda karşılaştı ve kısa sürede benimsedi. Kimi yerde kara lastik, kimi yerde cızlavat, kimi yerde de koku yaptığı için “köpek yemez” diye anılan bu ayakkabılar, şekilleri itibarıyla kunduranın köylü versiyonuydu. Kadınlar içinse yeşilli, mavili, kırmızılı, çiçekli lastik ayakkabılar, fistanlı giysilerin vazgeçilmez tamamlayıcısıydı. Bugün hâlâ geleneksel programlarda bu ayakkabıları giymiş kimselere rastlamak mümkün.
Sayfa 15 - Gurup Vaktinde Bir Kültüre Güzelleme: Bakkalnâme·Kitabı okuyor
1000Kitap
Bakkallar, mahallenin eminlerindendi. Hem mekânları hem de işletmecileri, bulundukları mahal için önemliydi, Bir köyün, bir mahallenin temerküz ettiği yerlerdi. Bir imam, muhtar, berber gibi hatırı sayılır kişiler arasında yer alırlardı. Her birinin ayrı bir ismi vardı. Kimi zaman da özel bir isim konulmaz, zamanla ya sahibi ya da mekânın özelliğiyle bir isim kazanırdı. Kimi Şen Bakkal olurdu, kimi Sinekli. O kadar içimizdendi ki edebiyatta bile kendine yer buldu.
Sayfa 14 - Gurup Vaktinde Bir Kültüre Güzelleme: Bakkalnâme·Kitabı okuyor
1000Kitap
Reklam