Bakkallar, 20. yüzyılla birlikte kapitalist sistemin taşradaki önemli tevzi merkezlerinden biri hâline geldi. Şehirde sıradan, taşrada ise lüks sayılan ne varsa önce burada tanıtıldı, sonra yayıldı. Mumla, çırayla aydınlanan evler gaz yağıyla; çarık giyen halk, lastik ayakkabıyla ilk kez bakkalda karşılaştı ve kısa sürede benimsedi.
Kimi yerde kara lastik, kimi yerde cızlavat, kimi yerde de koku yaptığı için “köpek yemez” diye anılan bu ayakkabılar, şekilleri itibarıyla kunduranın köylü versiyonuydu. Kadınlar içinse yeşilli, mavili, kırmızılı, çiçekli lastik ayakkabılar, fistanlı giysilerin vazgeçilmez tamamlayıcısıydı. Bugün hâlâ geleneksel programlarda bu ayakkabıları giymiş kimselere rastlamak mümkün.