t

Tevbe

8 üye
Takip
en son ne zaman samimi bir tevbe ettin? Gecenin zulümâtında yan’ını yataktan uzaklaştırıp gözyaşı döktün? Söylesene, en son ne zaman için için dua ettin? Nebî aleyhisselâm’ı özlemenin hissi ile en son ne zaman kalbin kavruldu.? Kur’ân sahifelerini gözyaşların ile ıslatmayalı ne zaman oldu? Bir din kardeşini yalnızca Allah rızası için -medyada paylaşım yapmadan, gösterişsizce ve sessizce- en son ne zaman ziyâret ettin? Ona en son ne zaman nasîhatta bulundun? Bir hastayı ziyâret etmenin, bir akrabanı arayıp sormanın -velev ki İslâm’dan uzak biri olsun- lezzetini en son ne zaman tattın.? Azîz kardeşim, kalplerimiz gaflet kiri ile paslandı da onun pası bizi rahatsız etmez hâle kadar ulaştı.. Geç olmadan temizlenmeli değil miyiz? #nasîhat t.me/fewaiid
Tevbe
TEVBE ETMENİN FAZİLETLERİ -1
Necmüddîn el-Gazzî rahimehullâh, Hüsnü’t-Tenebbüh isimli eserinde, günahtan tevbe etmenin bazı faydalarını şöyle zikretmiştir: Mümin kimse, tevbe ederek kulluğun kemâline ulaşır. Tevbesi sebebiyle Hz. Allâh’ın muhabbetini kazanır. Bir hadîs-i şerîfte, “(Bir günah ile) imtihan olunup da çok tevbe eden bir mümin kulunu, muhakkak Allâhü Teâlâ sever.” buyurulmuştur. Tevbe eden bir kul, Hazret-i Allâh’ın rızasını kazanır. Cenâb-ı Hak, kulun samimi olarak yaptığı tevbesini kabul eder, günahlarını affeder. Âyet-i celîlede -meâlen-: “Muhakkak ben elbette tevbe edeni çok bağışlayıcıyım.” (Tâhâ Sûresi, âyet 82) buyurulmuştur. Bir hadîs-i şerîfte de “Günahından tevbe eden, hiç günahı olmayan gibidir.” buyurulmuştur. Kul, tevbe ile Cenâb-ı Hakk’ın rahmetine kavuşur. Zira tevbe, güzel bir ameldir. Hazret-i Allâh’ın rahmeti ise muhsinîne (güzel amellerde bulunanlara) yakındır. Bir hadîs-i şerifte, “Pişman olan (tevbekâr), Allâh’tan rahmet beklemektedir. Yaptığı fenâ fiili beğenen (ve tevbe etmeyen) ise, Allâh’ın azâbını beklemektedir.” buyurulmuştur. Tevbe eden kimse, günahtan ve Rabb’ine isyân zilletinden kurtulur, itaatin izzet ve şerefine nâil olur. Zira günahlar, dünya ve âhirette perişanlığa sebep olur. Tevbe etmek ve Rabb’inin emrine itaat ise yüksek makamlara ulaştırır. Tevbe edenin kalbi incelir, şefkat ve merhamet hisleriyle dolar. Rabb’inden utandığından, Cenâb-ı Hakk’ın rahmetine nâil olur. Kalpteki bu incelik, aynı zamanda tevbenin kabulünün de bir alâmetidir. Hazret-i Ömer radıyallâhü anh, “Tevbekârlar ile oturun, zira onlar, yufka yüreklidir (Cenâb-ı Hakk’ın rahmetine yakındır).” buyurmuştur.
Tevbe
Reklam
Rasûlullâh ﷺ şöyle buyurmuştur: “Eğer siz günah işlemeseydiniz, ALLAH sizi helak eder ve yerinize, günah işleyip, peşinden tövbe eden kullar yaratırdı.” (Müslim, Tevbe)
Tevbe
Rasûlullâh ﷺ şöyle buyurmuştur: “Eğer siz günah işlemeseydiniz, ALLAH sizi helak eder ve yerinize, günah işleyip, peşinden tövbe eden kullar yaratırdı.” (Müslim, Tevbe)
Tevbe
Tevbe
Bir gün aklıma Acaba Allâh(c.c.) beni seviyor mu sorusu takıldı. Derken Allâh’ın, kullarına olan sevgisinin Kitabında zikredilen bazı özelliklere sahip kimseler için olduğunu düşündüm ve nefsimin bunlardan hangisine sahip olduğunu görmek için bu vasıfları zihnimde canlandırmaya başladım. Ama soruma bir türlü cevap bulamamıştım Kitapta Bulduklarım şunlardı ● Allâh takva sahiplerini sever. Ben ise kendimi onlardan saymaya cesaret edemedim. ● Allâh sabırlı davrananları sever. Ben ise sabrımın az olduğunu hatırladım. ● Allâh cihad edenleri sever. Ben ise tembelliğimi ve gücümün zayıflığını aklıma getirdim. ● Allâh Muhsin olanları sever. Ben ise bu vasıftan ne kadar da uzaktım. Zihin dünyamdaki araştırmamı bitirdiğimde, nefsim için Allâh’ın seveceği bir vasıf bulamamaktan korktum. Amellerimi gözden geçirdim, gördüm ki onların çoğu tembellik, riyâ bulantısı ve günâhlarla karışmış. En sonunda aklıma Allah Teâlâ’nın şu buyruğu geldi إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ التَّوَّابِينَ Şüphesiz ki Allah çokça tevbe edenleri sever. Böylelikle tevbenin benim ve benim gibiler için olduğunu hemen anladım. Bunun ardına hemen Estağfirullah ve etûbu ileyh
Tevbe
"Hz. Ömer Peygamberimiz sav öldürmek için gidiyordu. Sonra Kuran'ı duydu. Kalbi yumuşadı ve Müslüman oldu. İki saat kadar Peygamberin sav yanında oturduktan sonra 'Ey Allah'ın Resulü biz hak onlar batıl değil mi? Neden burada gizlice bekliyoruz. Kabeye gidelim açıkça kendimizi Müslümanlar olarak gösterelim.' demişti. İki saat önce o müşriklerden biriyken nasıl oldu bu? Neden 'Ben geçmişte neler neler yaptım, vah bana' diyerek vakit geçirmedi, Allah'ın kendini tertemiz yaptığını nasıl bu kadar net gördü? 'Bana müsaade kendimle uğraşmam lazım.' nasıl demedi? Ayağa kalktı ve 'Biz hak onlar batıl değil mi, neden saklanıyoruz.' dedi. Mümin gerçek bir tövbeyle demek böyle hissediyor." Ayşe Sevim
Tevbe
Reklam
Reklam